Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/386 E. 2025/7470 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/386
- Karar No
- 2025/7470
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/421 E., 2024/1239 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/171 E., 2020/548 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddî tazminat ve manevî tazminat miktarları yönünden; davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, velâyet, aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiş, bu karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine ve fer'îlere yönelik esas hakkında hüküm kurulmuş, erkeğin tüm, kadının sair istinaf itirazlarının ise esastan reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince kadın eşe kusur olarak evi terk etme vakıası yüklenmiş ise de, taraflarca terk hukuki nedenine dayalı (4721 sayılı Kanun md. 164) açılmış bir boşanma davası bulunmadığından bu durumun kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, erkeğin ise ispatlandığı üzere, kadına yönelik aşağılayıcı sözler sarf ettiği, ayrı yatakta yattığı, kadının hamileliği döneminde ve sonrasında kadın ile gerektiği gibi ilgilenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek eş tamamen kusurlu olup kadın eşe yüklenebilecek kusurlu bir davranış ispatlanamamıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen erkek eşin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup kadın eşe atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Gerçekleşen bu duruma göre Bölge Adliye Mahkemesince boşanmaya neden olan olaylarda erkek tam kusurlu olup boşanma davası açmakta haklı olmadığından erkeğin davasının reddine karar vermek gerekirken erkek ağır kusurlu, kadın az kusurlu kabul edilerek erkeğin davasının kabulü doğru değil ise de erkeğin boşanma davasının kabulü temyiz edilmeden kesinleştiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiş ancak kusur belirlemesi bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK'nın 370/4. maddesi hükmü gereğidir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı-karşı davalı kadın vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan kusur belirlemesine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının diğer yönlerden yukarıda (1) nolu paragrafta belirtildiği sebeple ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ..'a yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ..'ya geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.