Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/3303 E. 2025/10530 K.

Konu: karşılıklı çekişmeli boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3303
Karar No
2025/10530
Karar Tarihi
Konu
karşılıklı çekişmeli boşanma

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2565 E., 2025/128 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/601 E., 2023/324 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine kabul edilen maddî tazminat, kadın lehine kabul edilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, maddî tazminat miktarı, manevî tazminatın reddi, yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı- karşı davalı erkeğin tüm, davalı- karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Taraflar arasındaki karşılıklı çekişmeli boşanma davasının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince, erkeğin, 2016 yılında babasının istemi üzerine Erzurum'a gelen kadına telefon açarak boşanma isteğini dile getirdiği, kadının ise evden ayrıldıktan sonra evine geri dönmediği, bir daha bir araya gelmedikleri, kendisini arayan erkek ile görüşmediği, eve çağırdığın halde gelmediği gerekçesiyle boşanmaya neden olan olaylarda kadın ve erkeğin eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık tedbir nafakasına ve kadının lehine toptan yoksulluk nafakasına, kadının tazminat ve ziynet eşyası taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin davasının, Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine yönelik olduğu, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden, taraflar arasında daha önce görülen ve erkeğin davasına dayanak teşkil eden boşanma davasının, "erkeğin davasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğinin, bu tarihten sonra tarafların bir araya gelmediklerinin ve fiili ayrılık döneminde davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir olayın varlığının da ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166/son maddesine dayanak teşkil eden ve retle sonuçlanan ilk davayı açan, böylelikle fiili ayrılığa sebep olan ve boşanma sebebi yaratan davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu, durum böyleyken; Mahkemece kadına kusur izafe edilerek eşlerin eşit kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı- karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu, boşanmaya neden olan erkeğin kusurlu davranışlarının, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olmadığı, davalı- karşı davacı kadın açısından TMK 174/1 maddesinin koşullarının oluştuğu, bu durum karşısında mahkemece kadının maddî tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, kusur belirlemesindeki yanılgıya dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesi ile kadın vekilinin kusur belirlemesi ve reddedilen maddî tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile bu hususlarda yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile kusur gerekçesinin düzeltilmesine, kadın lehine maddî tazminata karar verilmiş, karar taraf vekillerince yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre boşanma sebebiyle manevî tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir. Toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından, erkek ve ailesinin çocuk konusunda kadına sürekli baskı yaptıkları, bu sebeple erkeğin kadına soğuk davrandığı ve kadını baba evine gönderdiği, erkeğe bu vakıanın da kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. erkeğe yüklenilen bu kusurlu davranış davalı- karşı davacı kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde ve manevî tazminatı gerektirir niteliktedir. Davalı- karşı davacı kadın yararına manevî tazminata hükmedilme koşulları gerçekleşmiştir. Hal böyle iken davacı- karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğuna göre, davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda manevî tazminat takdir edilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi ve kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî tazminat takdiri gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerekmiştir. 4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına hükmedilen toptan yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş ve bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı- karşı davacı kadın yararına kusur belirlemesi, maddî tazminat miktarı, reddedilen manevî tazminat ve toptan yoksulluk nafakası miktarı yönünden BOZULMASINA, 2.Davacı- karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı- karşı davacı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ...'e iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3303, K. 2025/10530, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-3303-e-2025-10530-k-06219d63a324