Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/2482 E. 2025/9274 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2482
- Karar No
- 2025/9274
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1942 E., 2024/1895 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/931 E., 2023/560 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında karşılıklı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı olarak kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince yukarıda belirtilen yönlerden temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu kanaatine varılmış ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadına yüklenen ''kocasının ailesine soğuk davrandığı, evden kovduğu, temizlik ve yemekle ilgilenmediği, aşırı kıskanç tavırlar sergilediği" vakıalarına yönelik tanık beyanlarından ilgili vakıalardan sonra evlilik birliğinin devam ettiği, daha sonrasına ilişkin ise görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Affedilen veya hoşgörülen olaylar nedeniyle taraflara kusur yüklenemez. Bu vakıaların bu nedenle kadına kusur olarak yüklenmesi doğru olmayıp Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre; erkeğe hakaret eden kadının hafif kusurlu; kadına hakaret edip eve geç saatlerde dönen erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken hatalı değerlendirme sonucu kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3.Boşanmada maddî ve manevî tazminata ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadın eşin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak kadın eş yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince şartları oluşmadığından kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de buna ilişkin kadının istinaf başvurusunun aynı sebeplerle reddine karar verilmiş ise de; yukarıda 2. paragrafta belirtildiği üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, düzenli ve sürekli bir çalışmasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde tarafların kusur durumları ile ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak koşulları oluştuğundan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası istemleri yönünden davalı- karşı davacı kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası istemleri yönünden davalı - karşı davacı kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davalı- karşı davacı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.