Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/1807 E. 2025/8762 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1807
- Karar No
- 2025/8762
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/687 E., 2025/73 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Görele 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2022/227 E., 2024/2 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminatların reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi ile yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarına karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonrasında erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın ferilerine karar verilmiştir. Verilen karar taraflarca istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde tarafların istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile boşanma hükmü istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden bahisle kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine, tarafların kusursuz olduğuna, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, sair itirazların ise esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm yukarıda gösterildiği gibi temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde tarafların 07.10.2022 tarihli olay öncesindeki kusurlarının evliliğin devam ediyor olması nedeniyle taraflarca affedilmiş sayıldığı ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığı kabulüyle taraflara önceki olayların kusur olarak yüklenemeyeceği, yine son olaya ilişkin şahit bulunmadığı, kadının kasten yaralama nedeniyle bir şikayeti olmadığı gibi beyanında şiddet görmediğini ifade ettiği ve bu eylem nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, kadının kardeşi ve onun eşi ile evden ayrıldığı, evden ayrılmanın da kusur olarak yüklenemeyeceği ve tarafların kusurlarının bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak tarafların 07.10.2022 tarihli olay öncesindeki kusurlu eylemlerinin süreklilik arz ettiği, bu hali ile bu eylemlerin taraflarca affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 07.10.2022 tarihli son olayda her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince olaya şahit olan kimsenin bulunmadığı ve kadının şiddet görmediğini ifade ettiği gerekçesiyle erkeğe bu vakıa da kusur olarak yüklenmemiş ise de, dosyada mevcut tanık beyanları ile delil olarak dayanılan soruşturma dosyasındaki beyan ve ifadelerden tarafların fiilen ayrıldığı 07.10.2022 tarihli son olayda erkeğin kadının telefonla kendi ailesini araması nedeniyle tartışma çıkartıp kadını itekleyerek sırtını koltuğa vurmasına neden olduğu, tanığın kadının ailesinin yanına döndüğünde sırtındaki morluğu gördüğünü ifade ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle iken yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı-davacı erkeğin; kadının kişisel ihtiyaçları ve evin geçimi hususunda cimri ve pinti davranmak suretiyle kadına ekonomik şiddet uyguladığı, ailesinin evliliğe müdahalelerine sessiz kaldığı ve ailesinin telkinleri ile hareket ettiği, kadına karşı yeterli özeni göstermediği, tarafların fiilen ayrıldığı 07.10.2022 tarihli son olayda da kadının telefonla kendi ailesini araması nedeniyle tartışma çıkartıp kadını iteklemek suretiyle fiziksel şiddet uyguladığı, davacı-davalı kadının ise; eşinin kısmen işitme ve görme engeli olmasına rağmen zaman zaman onu azarlamak ve incitici sözler kullanmak ve günlük hayatında eşinin engelli olmasından kaynaklanan zorluklarda eşine yeterince yardımcı olmamak suretiyle evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak için yeterli ilgiyi ve özeni göstermediği anlaşılmakla belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğini sona erdiren olaylarda davalı-davacı erkeğin, davacı-davalı kadına nispeten ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların kusursuz olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, davalı-davacı erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının reddedilen tazminat talepleri yönlerinden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ... iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ... yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.