Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/1519 E. 2025/9250 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1519
- Karar No
- 2025/9250
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1443 E., 2024/1914 K. DAVA TÜRÜ : Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Eğitim Giderlerinin Kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. Aile Mahkemesi SAYISI : 2024/59 E., 2024/390 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m. 182/3).
Velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın, ortak çocuk/çocukların bakım ve eğitim giderleri için gücü oranında yaptığı katkıya uygulamada iştirak nafakası denilmektedir.
Yargıtayın yerleşik içtihat hâline gelmiş kararlarına göre, iştirak nafakasının kapsamına; yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, dinlenme, eğitim, öğretim, harçlık vs. giderleri girdiğinden, velayet kendisine verilmeyen anne veya babaya, iştirak nafakası dışında okul ücreti/eğitim gideri adı altında ayrı bir yükümlülük getirilmesi doğru bulunmamaktadır (örneğin; Dairemizin 04.04.2018 tarih, E: 2017/938-K: 2018/45 39... .04.2025 tarih, E: 2024/766-K: 2025/3715 sayılı kararları).
Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine iştirak nafakası miktarını yeniden belirleyebilir veya tamamen kaldırabilir (TMK m. 331).
Bir çocuğun okul ücreti veya eğitim gideri çok geniş bir kavram olup aylık veya yıllık miktarının ne kadar olacağı, bu ücret veya giderlerinin neleri kapsadığı belirli değildir. Ayrıca, eğitim konuları ile yerlerini belirleme ve harcama yapma yetkisi velayeti kendisine verilende olduğu için neye göre, ne için, ne kadar harcama yapılacağı o kişinin inisiyatifine terk edilmiş ucu açık bir yükümlülük niteliğindedir. Böylesi bir durumda, velayet kendisinde olmayan kişi, somut olarak yükümlülüğünün ne olduğunu bilebilecek durumda olamaz. Mahkeme kararında, “okul ücreti” veya “eğitim gideri” olarak geçen bir hükmün infazının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmadan infaz edilmesi de mümkün değildir. Oysa “Hükmün sonuç kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli ve zorunludur (HMK m. 297/2). Velayet kendisinde olmayan anne veya babaya ortak çocuk için getirilen bir yükümlülüğün “açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde” olmaması, infazı olanaklı (kabil) olmayan ve taraflar arasında yeni yeni uyuşmazlıklar yaratacak bir mahkeme kararından öteye gitmeyecektir.
Somut olayda, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, velâyetin anneye verildiği, ortak çocuk yararına iştirak nafakasına hükmedilmesinin yanında, ortak çocuğun özel okulunun yıllık ücretinin ödenmesinin taraflarca %50 oranında eşit olarak paylaşılmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. İştirak nafakası daha sonra mahkeme kararıyla artırılmış ve gelecek yıllarda ne şekilde artırama tabi tutulacağı da belirlenmiştir.
Davacı, eldeki davada anlaşmalı boşanma ilamında yer alan “özel okul ücretine ilişkin hükmün” iptaline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iştirak nafakasının miktarı da gözetilerek davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf istemi reddedilmiştir. Oysa, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere ve yerleşik yargısal içtihatlara aykırı, davacı yönünden ikinci bir yükümlülük getiren ve belirli olmadığı için de sorunsuz şekilde infaz edilmesi neredeyse mümkün olmayan dava konusu mahkeme hükmünün, iptal edilerek ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ortak çocuk için ayrıca ödenmesi kararlaştırılan iştirak nafakasının miktarının az ya da çok olmasının, bu davanın kabul edilmesine engel olacağı da düşünülemez. Çünkü, yukarıda da belirtildiği gibi, durumun değişmesi hâlinde hâkimin, istem üzerine iştirak nafaka miktarını yeniden belirlemesi mümkündür (TMK m. 331). Diğer bir anlatımla, dava konusu edilen özel okul ücretinin yarısının davacı tarafça ödenmesine ilişkin mahkeme kararının iptal edilmesi/kaldırılması, “durumda değişiklik” sayılacağından (TMK m. 331); istem üzerine, iştirak nafakası miktarının davacı babanın payına düşen özel okul ücretini de kapsayacak şekilde yeniden belirlenmesi her zaman için olanak dahilindedir.
Yukarıda açıklanan tüm bu sebeplerle, temyiz edilen hükmün hukuka aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini düşündüğümden, değerli çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum.