Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/1037 E. 2025/8204 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1037
Karar No
2025/8204
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2829 E., 2024/3100 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından davanın kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasının miktarı ve artırıma ilişkin hüküm kurulmaması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166. maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'un 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK md. 166/2).

Somut uyuşmazlıkta yapılan yargılama ve toplanan delillerden Mahkemece davalı kadına kusur olarak yüklenen “aşırı kıskanç olması” vakıa ile ilgili tanık beyanlarının bir kısmının yer ve zaman unsuru içermediği, bir kısmının ise 12-13 sene öncesine dayanması ve sonrasında evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle bu vakıaların af ve hoşgörü kapsamında kalabileceği, bir kısım beyanların ise sebep ve saiki açıklanamayan inandırıcılıktan uzak soyut ve davacıyı davada haklı çıkarmaya matuf beyanlardan ibaret olduğu, bu sebeple bu vakıaların da davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği; bu durumda davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin istinaf edilmeyerek kesinleşen "kadına hakaret ettiği, kadının ailesi ile görüşmesine izin vermediği, sık sık kendi ailesi ile zaman geçirerek eşine karşı ihmalkar davrandığı" şeklindeki kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir.

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Hiç kimse sırf kendi kusuruna dayanarak boşanma hükmü elde edemez. Bu durumda açıklanan nedenle davanın reddi gerekirken, kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1037, K. 2025/8204, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-1037-e-2025-8204-k-76912bdef421