Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/10165 E. 2026/8029 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10165
Karar No
2026/8029
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1678 E., 2025/1409 K. 2- ... DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Aile Konutu Şerhi Konulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/474 E., 2024/448 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından davanın tamamı yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.09.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf davalı ve vekili ile diğer davalı gelmedi. Davalı ... vekili Avukat ...'in mazeret bildirmiş olduğu görüldü. Usul ve yasaya uygun bulunmayan davalı ... vekili Avukat ...'in mazeretinin reddine karar verildi. Gelenin sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dava; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi hükmüne dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu, davalı eş tarafından ortak konutun terk edildiği, ancak davacı kadın ve ortak çocuk tarafından dava konusu taşınmazın aile konutu olarak kullanılmaya devam ettiğini, davalı eşin, davacı kadından mal kaçırmak kastıyla açık rızasını almadan dava konusu taşınmazı diğer davalıya devrettiğini iddia ederek davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı eş adına tesciline ve dava konusu taşınmaz üzerine aile konusu şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince "...davalı ...'ın 25/09/2013 tarihinden beri davaya konu taşınmazda oturmadığı ve farklı adreslerde oturduğu, yine mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen rapordan ve bilirkişi marifetiyle çözümü yapılan USB Flash bellek içerisinde bulunan görüntülerden de anlaşılacağı üzere konutun bir aile tarafından kullanılabilecek kadar eşya barındırmadığı, içerisinde bulunan eşyaların eski olduğu, yine dosya arasına giren fatura dökümlerine (elektrik, su, doğalgaz) göre davacının dava konusu edilen taşınmazda sık sık oturmadığı, genellikle annesinin yanında oturduğu, buna göre taşınmazın aile konutu olarak nitelendirilecek düzeyde olmadığı, ayrıca yine incelenen dosya kapsamına göre davalı ... ile davalı ... arasında mal kaçırma eylemini gerçekleştirebilecek düzeyde bir arkadaşlık ya da akrabalık bağının bulunmadığı, buna göre davalıların mal kaçırma eyleminde olduklarına dair bir unsurun ispat edilemediği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince yukarıda belirtildiği üzere temyiz edilmiştir.

4721 sayılı Kanun’un 194/1 maddesine göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi "Konulmuş olmasa da" eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "Kurucu" değil "Açıklayıcı" şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, "Emredici" niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak "Belirli olan" bir işlem için verilebilir.

4721 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, "Aile birliğinin korunması" amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "Açık rızası bulunmadıkça" aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun başkası adına devir edilerek, tescil edilmesi gibi "Tek başına" bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma "Ancak diğer eşin açık rızası alınarak" yapılabilir.

4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık" olması gerekir.

Dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu ile ilgili taraflar arasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, davacı tarafça dava konusu taşınmazın devredildiği tarihte aile konutu olduğunun ispatlandığı, davalı tarafça yapılan devir işlemine karşı davacının açık rızasının alındığının ise ispatlanamadığı, aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devrinin, davacının açık rızasını gerektirdiği, (HGK'nun 24,05.20 17... /2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı), eşin "Açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "Geçersiz olduğunu" kabul etmek gerektiği anlaşılmakla, gerçekleşen bu durum karşısında yukarıda açıklanan yasal düzenleme ile ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davacı malik olmayan eşin açık rızası ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 40.000,00 TL vekâlet ücretinin Davalılardan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren ...'a verilmesine,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10165, K. 2026/8029, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-10165-e-2026-8029-k-db5ce47c69e0