Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/7571 E. 2025/4449 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7571
- Karar No
- 2025/4449
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/108 E., 2024/1130 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/517 E., 2021/452 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kadının davasının ve fer'îlerin kabulü, kusur belirlemesi ve velâyet yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince, eşini tehdit eden, hakaret ve şiddet uygulayan erkeğin tutum ve davranışları neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı kadının başka bir erkek ile gündüz saatlerinde ve gece geç saatlerde uzun süreli telefon görüşmeleri yapmak ve mesajlaşmak suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunması, davacı-karşı davalı erkeğin de kadının bu telefon görüşmelerini ve mesajlaşmalarını 2019 yılı Haziran ayında öğrenmesi üzerine kadının müşterek evden gitmesini istediği, bu nedenle aralarında yaşanan tartışmadan yaklaşık bir hafta sonra da kadının müşterek evden gitmemiş olması ve ailesi tarafından da götürülmek istenmemesi üzerine kadının babasını telefonla arayarak "gel kızını götür, götürmezsen ailenizi, kızınızı yok ederim" diyerek tehditte bulunması nedeniyle boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile erkeğin davasının kabulüne ve tarafların tazmınat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Yapılan incelemede, tarafların Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı -karşı davacı kadının ağır, davacı -karşı davalı erkeğin ise az kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-karşı davalı erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı -karşı davacı kadın ağır kusurlu olup lehine yoksulluk nafakası verilmesi koşulları gerçekleşmemiştir. O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkeğin reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi ile kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönlerinden erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davacı -karşı davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.