Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/3182 E. 2025/1692 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3182
Karar No
2025/1692
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2085 E., 2024/181 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Selendi Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2021/8 E., 2021/158 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Davacı erkek vekili tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede tam kusurlu davranışının ispat edildiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı davalı kadın vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince kadının az; erkeğin ağır kusurlu olduğu belirtilerek kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine ve erkeğin manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'nun 166 ncı maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (4721 sayılı Kanun md. 166/2). 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu durumda davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun varlığının dosya kapsamından ispatlanamadığı bu nedenle kadına kusur yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı erkeğin, kadına fiziksel şiddet uyguladığı, kadını ailesiyle yüz yüze ve telefonla görüştürmediği anlaşılmış olup davacı erkek evlilik birliğinin sarsılmasında tamamen kusurludur. Erkeğin davasının kabulü koşulları oluşmamıştır. Bu itibarla erkeğin davasının reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3182, K. 2025/1692, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2024-3182-e-2025-1692-k-973025aca35f