Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/3141 E. 2025/4723 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3141
- Karar No
- 2025/4723
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/119 E., 2010/473 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Düşme Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 24.10.2024 tarihli ve 2024/5805 Esas, 2024/15637 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.03.2025 tarihli ve 2-2024/35628 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinin 2. cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Avukat olan ve soruşturma evresinde dinlenen şüphelinin ifadesine müdafii olarak katılan sanık hakkında sehven açıldığı ilk derece mahkemesince fark edilen davada "Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez." şeklindeki 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesi gereğince derhal beraat kararı verme koşulları gerçekleştiğinden, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, aynı Kanun'un 223/9. maddesine aykırı olarak temyiz incelemesi neticesinde verilen düşme kararının kaldırılmasına ve sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi uyarınca beraat kararı verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkindir. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 07.02.2012 tarihli ve 2011/302 Esas, 2012/23 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9. maddesinde, derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmış, maddenin gerekçesinde de; “fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hâllerde derhâl beraat kararı verilmesi gerekir” denilmiştir. Öte yandan zamanaşımının gerçekleşmesi hâlinde, derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç, öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi hâlde yani derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde zamanaşımından düşme kararı verilmemesi gerekmektedir. Derhâl beraat kararı gerektiren hâller Kanunda sayılmamakla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesinin yukarıda değinilen gerekçesi de göz önünde bulundurulduğunda, bu hâllerin sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir ki hem Dairemizin hem de Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Ancak bu hâllerin sınırlı olması, yalnızca madde gerekçesinde fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması şeklinde belirtilen iki hâlden ibaret olduğu anlamını taşımamaktadır. Zira gerekçede sayılan bu iki hâlden sonra "...gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hâllerde derhâl beraat kararı verilmesi gerekir." denilerek sınırlı olan ancak benzer şekilde mahkemece herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeyen durumlarda da derhâl beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyadaki somut olayda; 12.11.2009 tarihinde, iş yerinde mühürsüz ve sözleşmesiz olarak elektrik kullanıldığından bahisle tutulan tutanağa istinaden yürütülen soruşturmada, tutanağa konu yerin yetkilisi olan ve şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan ... Kayhan Kuşer yerine kolluk ifadesinde ... Kayhan Kuşer müdafii olarak bulunan Av. ... hakkında kamu davası açıldığı, böylelikle herhangi bir araştırma yapmayı gerektirmeyen bu hâlde 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesi uyarınca derhâl beraat kararı verilmesi koşullarının oluştuğu ve mahkemece de fark edilen bu durum sebebiyle sanığın beraatine karar verildiği, ancak sehven açıldığı bariz bir şekilde belli olan bu davada, sanık hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b gereğince yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediği sabit olduğundan beraat kararı verilmesi gerekirken, "Sanığın üzerine atılı müsnet suçtan kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden" şeklindeki gerekçeyle karar verildiğinden anılan beraat kararının bozulmasının gerektiği dikkate alınmadan ve derhâl beraat kararı verilmesi gereken bir hâlde Kanunun açık düzenlemesi ve Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları nazara alınarak zamanaşımından düşme kararı verilemeyeceği gözetilmeden yapılan temyiz incelemesi neticesinde sanık hakkında açılan kamu davasının, zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 24.10.2024 tarihli ve 2024/5805 Esas, 2024/15637 Karar sayılı düşme ilâmının KALDIRILMASINA, 3. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2010 tarihli ve 2010/119 E., 2010/473 K. sayılı kararının, Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenle, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, İtirazname’ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında "Sanığın üzerine atılı müsnet suçtan kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden BERAATİNE," şeklindeki kısmın hükümden çıkarılarak yerine "yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi uyarınca BERAATİNE," ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.