Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/10967 E. 2024/15830 K.

Konu: Karşılıksız Yararlanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/10967
Karar No
2024/15830
Karar Tarihi
Konu
Karşılıksız Yararlanma

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/23 E., 2016/504 K. ŞİKÂYETÇİ : TEDAŞ HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Karşılıksız yararlanma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/59871 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/7764 esas, 2017/7536 karar sayılı ilâmında, "sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair hüküm fıkrasının karardan çıkartılmasına dair anılan Mahkemenin 11/08/2017 tarihli ve aynı esas sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/09/2017 tarihli ve 2017/851 değişik iş sayılı kararının, Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağı cihetle, hukuki değerden yoksun olduğu..." şeklinde belirtildiği üzere, dosyadan el çektikten sonra hükmün değiştirilmesine dair Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2016 tarihli ve 2016/23 esas, 2016/504 sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; 1-Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2015 tarihli ve 2015/71261 soruşturma, 2015/28343 esas, 2015/23063 sayılı iddianamesinde sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan iddianame tanzim edilerek dava açıldığı, kısa kararın açıklandığı 16/06/2016 tarihli celsede sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, gerekçeli kararda da karşılıksız yararlanma suçundan kabul yapılmasına karşılık hüküm kısmında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararı verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında, 2-Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 09/04/2018 tarihli ve 2018/616 esas, 2018/4761 karar sayılı ilâmında, "Kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi hâlinde TCK'nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usûl işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi hâlinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK'nın 168/5 ve CMK'nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediği için suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi hâlinde, tebligat yapılıyor ise makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik kovuşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,.." şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesi uyarınca sanığa etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi hâlinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, belirtilen usul uygulanmadan karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Dosyadan el çektikten sonra hükmün değiştirilmesine dair Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2016 tarihli ve 2016/23 Esas, 2016/504 Karar sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu gözetilerek yapılan incelemede; 1.Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2015 tarihli ve 2015/71261 Soruşturma, 2015/28343 Esas, 2015/23063 sayılı iddianamesinde hükümlü hakkında karşılıksız yararlanma suçundan iddianame tanzim edilerek dava açıldığı, kısa kararın açıklandığı 16.06.2016 tarihli celsede hükümlü hakkında karşılıksız yararlanma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, gerekçeli kararda da karşılıksız yararlanma suçundan kabul yapılmasına karşılık hüküm kısmında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet kararı verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması, 2. 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda yapılması gerekenin, hükümlü tarafından yapılmış bir ödeme varsa bunun miktarı katılan kurumdan sorulup ödediği toplam miktarın bilirkişiye hesaplattırılan vergili ve cezasız gerçek zararını karşılaması durumunda hükümlü hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerektiği, ödeme yapılmaması veya yapılan ödemenin zararı karşılamaması durumunda ise yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı ihtarı ile makul süre verilerek sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasına rağmen yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2016/23 Esas, 2016/504 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/10967, K. 2024/15830, T. 30.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-10967-e-2024-15830-k-dee93801f9d7