Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/2421 E. 2025/18615 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2421
- Karar No
- 2025/18615
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/159 E., 2019/933 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, sanık ile katılan ... arasında 5237 sayılı TCK'nın 167/2. maddesi anlamında sıhri hısımlığın bulunmadığına, bu nedenle sanık hakkında aynı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine, kabule göre de uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 167/2. maddesi olarak gösterilmesi yerine 167/1-b. maddesi olarak gösterilmesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanığın suç tarihinde ablası olan şikâyetçi ... ve eniştesi olan katılan ... ile sürekli olarak aynı evde yaşamakta olduğu, sanığın evden 4 adet altın bilezik, 1 adet ucunda kolye ucu bulunan altın zincir kolye ve kumbara içinden 300,00 TL para çaldığının anlaşıldığı olayda, katılan ... ve şikâyetçi ...'den çalınan altınlar ve paranın kime ait olduğunun sorulması, sadece şikâyetçi ...'ye ait olması hâlinde sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167/1-c. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, çalınan altınlar ve paranın katılan ...'ye ait olması veya şikâyetçiyle müştereken sahip olması hâlinde ise aynı Kanun'un 167/2. maddesindeki "...veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi hâlinde; ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir." hükmüne göre ve atılı suçun uzlaşma kapsamında olduğu da nazara alınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hatalı nitelendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Kabule göre de; Sanığın aynı konutta birlikte yaşadığı ablası olan şikâyetçi ...'ye ait altınları ve parayı çalması şeklindeki eylemi nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilirken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 167/1-c. maddesi yerine aynı Kanun'un 167/1-b maddesi olarak yanlış gösterilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca, dava dosyasının, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.