Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/1790 E. 2024/7163 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1790
- Karar No
- 2024/7163
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Kesinleşen ilâmdaki cezanın infazı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel prensip uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe yasa nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında verilen kararlar hüküm niteliğinde olduklarından bu hükümlere karşı temyiz yasa yoluna başvurulabileceğinden, İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin lehe yasa nedeniyle uyarlama yapılması istemi üzerine evrak üzerinde inceleme yaparak verdiği 20.06.2005 tarihli ve 1998/558 Esas, 1999/522 Karar sayılı hükmün temyize tabi olduğu ve bu karara yönelik yapılan itiraz üzerine İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 12.08.2005 tarihli ve 2005/539 D.İş sayılı itirazın reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Hükümlü hakkındaki 20.06.2005 tarihli ek kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. 5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki yasa ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekirken evrak üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Hükümlünün, suç tarihinde gündüz vakti sayılan zaman diliminde, şikâyetçinin pantolonunun cebinde bulunan parasını çalması şeklinde gerçekleşen somut olayda, 765 sayılı Kanun ve 5237 sayılı Kanun hükümleri gereğince uygulama yapılıp, denetime olanaklı biçimde sonuç cezalar belirlenmek suretiyle karşılaştırma yapılıp, lehe olan kanun belirlenerek hüküm kurulması ve 765 sayılı Kanun hükümlerinin lehe olduğunun belirlenmesi durumunda yeniden hüküm kurulmayıp 01.06.1999 tarihli ve 1998/558 Esas, 1999/522 Karar sayılı hükmün aynen infazına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun uyarınca hüküm kurulduktan sonra infazın kesinleşen ceza üzerinden yapılmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, ek kararın bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.