Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/23420 E. 2023/8046 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2021/23420
Karar No
2023/8046
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/289 E., 2015/1166 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇTAN ZARAR GÖREN : ... SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, mala zarar verme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Sanık Hakkında Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 09.04.2014 yerine 09.04.201 olarak yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II. Sanık Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Suç tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında olmadığı, ancak hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 253/3. fıkrasında yer ... “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” ibaresi madde metninden çıkarılmakla 5237 sayılı Kanun'un 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, mala zarar verme suçundan uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 09.04.2014 yerine 09.04.201 olarak yanlış gösterilmesi ile şikâyetçi ...'in kamu davasına katılmak istemediği ve katılma kararı verilmediği halde taraf sıfatının şikâyetçi yerine katılan olarak gösterilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 29.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) (Karşı oy) KARŞI OY ... Çoğunluk ile suçun sübutu noktasında ihtilaf bulunmayan eylemde uyuşmazlık; 09/04/2014 tarihinde ...'nda hükümlü olarak kalmakta olan sanık ...’in aynı koğuşta kaldığı müştekiler ... ve ...’in eşyalarına ve cezaevine ait olan eşyalara zarar verdiği ve hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/289 esas, 2015/1166 karar sayılı ilamı ile mala zarar verme suçundan iki kez, kamu malına zarar verme suçundan ise bir kez cezalandırılmasına karar verilen olayda sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır. Cezaevinde kalmakta olan sanığın psikolojik nedenlerle bir anda müştekilere ait eşyalara ve cezaevi idaresine ait eşyalara zarar verdiği olayda sanığın zaman ve mekan birlikteliği içinde atılı eylemleri gerçekleştirdiği ve 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasının gerektiği kanaatindeyiz. Zira Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/13-301 esas, 2022/182 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; "Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin ... olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede ... oluşturması suretiyle ... hareket olarak kabulüdür... 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “... bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda ... olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer ... hukuksal anlamdaki “... bir fiili” oluşturmaktadır… Buna göre, mal varlığına yönelik hukuki menfaatlerin ihlâli söz konusu ise suçun konusunu oluşturan mal varlığı değerlerinin sahibi olan kişi sayısı, fiil sayısını belirlemede herhangi bir önem taşımayacaktır. Yeter ki, ... bir iradi kararla, aralarında mekan ve zaman birliği bulunan hareketlerin tekrarlanması ve tekrarlanan hareketlerin objektif bakış açısıyla bir bütün olarak değerlendirilmesi mümkün olabilsin... ... bir iradi karara dayalı olarak aynı yer ve zaman birliği içinde birbirleriyle bağlantılı bulunan ve kendi aralarında bir bütün olarak değerlendirilebilecek hareketlerin, birden fazla fiil ya da birden fazla suçun varlığına rağmen hukuki anlamda ... bir fiili oluşturduğu, sanığın, eşyanın farklı kişilere ait olduğunu bilmesinin ya da somut olayın özelliğine göre bilebilecek durumda olmasının fiilin tekliği üzerinde etkili olmadığı, bu yöndeki kabulün, ceza adalet sistemine de uygun olduğu kabul edilmelidir." şeklinde sonuca ulaştığı, bu doğrultuda çok sayıda CGK kararının bulunduğu anlaşılmıştır. (CGK 2017/280 KARAR NO, 2022/660 KARAR NO, 2022/738 KARAR NO, 2022/739 KARAR NO, 2022/740 KARAR NO, 2022/741 KARAR NO, 2022/742 KARAR NO, 2022/743 KARAR NO, 2022/744 KARAR NO ) Sanık, müştekilere ve kamu malına ayrı ayrı zarar verme bilinç ve iradesiyle değil, bir anlık öfke ile zaman ve mekan birliği içinde koğuşta bulunan mallara zarar vermiştir. Bu kapsamda aynı kast altında ... bir fiille aynı suçu birden fazla kişiye karşı gerçekleştirmiş olduğundan hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 43/1. maddesi uygulanarak cezaya hükmolunmalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 43/1-2. cümlede belirtildiği üzere, bir suçun ... şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayıldığı için sanık hakkında aynı Kanun'un 152/1-a, 43/2 delaletiyle 43/1. maddesi uyarınca cezaya hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı cezaya hükmedilmesi usul ve yasaya aykırılık oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle, sanık hakkında Kamu malına zarar verme ve müştekilere yönelik ayrı ayrı mala zarar verme suçlarına ilişkin olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 152/1-a, 43/2 delaletiyle 43/1. maddesi uyarınca cezaya hükmedilmesi gerektiğinden hükümlerin bozulmasına karar verilmesi yerine, kamu malına zarar verme suçundan verilen hükmün onanmasına, müştekilere yönelik mala zarar verme suçlarına ilişkin olarak ise uzlaştırma işleminin yapılması gerektiğinden hükümlerin bozulmasına yönelik Daire kararına katılmamaktayız.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/23420, K. 2023/8046, T. 29.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2021-23420-e-2023-8046-k-f3c70f1c8a2f