Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/19335 E. 2024/7808 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2021/19335
Karar No
2024/7808
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir. İncelenen dosyada sanık ...'nun yokluğunda verilen hükmün, sanığın bilinen son adresine doğrudan MERNİS adresi şerhi ile çıkartılan tebligatların, adreste sokağa çıkma yasağı bulunması nedeniyle tebliğ yapılamadığından iade edilmesi nedeniyle, öğrenme üzerine 02.08.2018 tarihli temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 1.Katılanın iş yerine 30.01.2013 tarihinde gece saatlerinde girilerek suça konu eşyaların çalındığı, tanıkların suç tarih ve saatlerinde, suçun işlendiği bölgede...plakalı aracın dolaştığını gördüklerini söyledikleri, kamera kayıtlarına göre suçun işlendiği sokağa giren aracın kamera kaydında plakasının net olarak okunamadığı, Jandarma Kriminal Dairesinin 26.02.2016 tarihli raporunda kamera kayıtlarının çözünürlüğünün düşük ve mesafenin uzak olması nedeniyle, iyileştirme teknikleri de kullanılarak yapılan incelemede, sanıkların mukayese fotoğrafları ile yüz karşılaştırma işleminin yapılamadığının belirtildiği, sanıkların 28.01.2013 tarihinde Ilgın İlçesinde yapılan trafik kontrolünde söz konusu araç içerisinde olduklarının tespit edildiği, aracın olay tarihinde sanık ... tarafından düzenlenmiş sürücü belgesi ibraz eden şahıs tarafından tanık ...'dan kiralandığı, tanık ...'ın teşhise elverişli fotoğraflarından sanık ...'yu teşhis etmekle birlikte, sanıkların atılı suçu kabul etmedikleri, kimlik belgelerini kaybettiklerini söyledikleri, sanık ...'nun 10.12.2007 tarihinde, sanık ...'ın ise 19.02.2013 tarihinde nüfus cüzdanlarını yeniledikleri de nazara alınarak, 23.01.2013 tarihli araç kiralama sözleşmesindeki yazılar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanık ...'ya ait olup olmadığı, sanık ...'nun 02.08.2018 tarihli temyiz dilekçesinde, sürücü belgesini amcasının oğlu ...'ya verdiğini ve İlyas'ın bu belge ile araç kiralayarak suçu ... ile birlikte işlediklerini ileri sürdüğünün anlaşılması karşısında, ... ve ... adlı şahısların var olup olmadığı araştırılıp, beyanları alınarak sanıkların hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Kabule göre de; Suçun iki kişi tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmesine rağmen, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümlerde TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulacak hükümlerde 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesinin gözetilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/19335, K. 2024/7808, T. 15.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2021-19335-e-2024-7808-k-60588bbc48e9