Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/11341 E. 2025/13066 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/11341
- Karar No
- 2025/13066
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde; Katılan şirketin bankalara ait para ve kıymetli eşyaların taşımacılığını yapan bir firma olduğu, sanıklardan ...'ün bu şirkette zırhlı araç şöförü ve silahlı güvenlik görevlisi sıfatıyla çalışmakta iken diğer sanıklarla birlikte kararlaştırdıkları suç işleme iradesi içerisinde katılan firmaya ait zırhlı araç içerisinden sanık ... görev başındayken, araca ait haksız yere elde bulundurulan kopyalanmış kumanda ile kapısının açılarak çuval içerisindeki yaklaşık 1 milyon TL parayı çaldıkları olayda, her ne kadar özel güvenlik hizmetleri özel hukuk kurallarına göre kurulup işletilen ticari şirketlerce yürütülmekte ve bu hizmetler genel olarak ihale usulüyle satın alınmakta ise de, 5188 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtildiği üzere bu hizmetin “kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette” kabul edilerek kanunla düzenlendiği, faaliyet izni, çalışanların eğitimi ve denetimi konularında İçişleri Bakanlığı ve valiliklerin yetkili olduğu, 5188 sayılı Kanun'un 7 ve 8. maddelerindeki hükümler uyarınca özel güvenlik görevlilerinin şartları oluştuğunda; kişileri kontrol etme, arama, yakalama, gerektiğinde silah kullanma yetkilerine haiz oldukları, diğer taraftan özel güvenlik hizmeti yürütenlere verilmiş bulunan kimi yetkilerin de kamu görevi niteliğinde bulunduğu, ancak; 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayıp 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni alan özel güvenlik görevlilerini aynı Kanun'un 23. maddesine göre görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi sayılacakları gözetilerek, sanık ...'ün özel güvenlik görevlisi olup olmadığı hususunun netliğe kavuşturulması gerektiği, bu hususta gerçeğin hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konması açısından mahkemece re'sen araştırma yapılarak özel güvenlik görevlisi olarak çalışan sanık ...'ün eğitim ve izin koşullarını taşıyıp taşımadığı, özel güvenlik görevlisi olduğuna dair belgenin denetime açık şekilde dosya arasında alınıp sonrasında Valilik makamı ile yazışma yapılarak, sanık ...'ün yukarıdaki anlatılan şartlara uygun şekilde özel güvenlik görevlisi olduğunu tespiti hâlinde eylemin 5237 sayılı TCK'nın 247. maddesindeki zimmet suçunu oluşturacağı, diğer sanıklar açısından ise aynı Kanun'un 40/2. maddesine göre zimmet suçu özgü suç niteliğinde olduğundan, ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen bu suça iştirak eden diğer kişilerin ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri hususu da göz önünde bulundurularak sanık ... hakkındaki bu husus araştırılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hükümler kurulması,
II. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz incelemesinde; Suçta kullanılan ... plakalı aracın olay öncesinde sanık ... tarafından kiralanmış olması, kamera görüntü tutanakları ve diğer sanık beyanlarına göre sanık ...'den katılan şirkete ait para taşınan zırhlı aracın kumandasını çoğaltmak için alan ve sonrasında geri getiren şahsın sanık ... olduğunun tespit edilmesi ve yine sanık ...'ün aşamalardaki beyanlarında sanık ... ile birlikte plan yaptıklarını ikrar etmesi karşısında sanık ...'ın da diğer sanıklarla birlikte iştirak iradesi içerisinde olduğu anlaşılmakla sanığın mahkûmiyeti gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin, sanık ... , ..., ..., ... müdafileri ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.