Yargıtay · 19. Ceza Dairesi
Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2019/15479 E. 2019/11284 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 19. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2019/15479
- Karar No
- 2019/11284
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet, Beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik incelemede, Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...’nın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılıp, yerine ''24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına," ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün, tebliğnameye uygun olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B- Katılan vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde, Olay tutanağında aramaya saat 13.00 sıralarında başlanmış olduğunun sanık ...’un telefonla arandığının telefonda böyle bir depo kiralamadığını ve ...’da olduğunu söylediğinin belirtilmesi, suça konu yeri sanık ...’a kiralayan emlakçı...’un suç tarihinde bir gün sonra 31/01/2014 tarihinde bilgi sahibi olarak kollukta vermiş olduğu ifadesinde olay günü suça konu sigaraların yakalanmasından sonra ...’un saat 20.00 civarında yanına gelerek “Depoyu nasıl öğrendiler, kimden öğrendiler” şeklinde soru sorduğu yönündeki beyanı, sanık ...’un kolluk ifadesindeki polislerin kendisini araması üzerine sanık ...’yı arayarak sigaraları sorması üzerine...’nın da sigaralardan haberi olmadığını söylediğini ve ...’nın dolaylı yoldan arkadaşı olduğunu beyan etmesi ancak ...’nın ...’u tanımadığını depoyu üzerindeki telefon numarasını arayarak ...’dan kiraladığını ve her aşamada sigaraların kendisine ait olduğunu beyan etmesi hususlarındaki çelişkiler ve dosya kapsamındaki telefon dinleme kayıtlarından deponun sanığın kullanımında olduğu ve sanığın savunmalarının cezadan kurtulmaya yönelik olup sanık ...’a atılı fiilin sübut bulduğunun anlaşılması karşısında; Gümrük kaçakçılığı suçlarında korunan hukuki yarar; Devletin egemenlik hakkının bir kısmı olarak ortaya çıkan kendi milli sınırları dahilindeki her türlü eşya giriş ve çıkışını kontrol etme ve düzenleme yetkisidir. Anılan fiiller ile devletin söz edilen egemenlik hakkının ihlali ile birlikte devletin vergilendirme hakkı ve mali yararlarını da ihlal ettiği kuşkusuzdur. Verginin ise devletin kamu hizmetlerini finanse etmek için toplumu oluşturan kişilerden zorunlu olarak alınan ekonomik değerler olduğu nazara alındığında gümrük kaçakçılığı suçlarının vergi kaybına sebep olması sonucu, kamu hizmetlerinin finansmanında güçlükler doğuracağı muhakkaktır. Bu itibarla, gümrük kaçakçılığı suçlarının mağdurunun da devletin yürüttüğü kamu hizmetlerinden yararlanan bireylerden oluşan toplum olduğu cihetle; UYAP ortamında yapılan araştırmada, 1- Sanık hakkında; 12/03/2014 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine, Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2014/561 Esas ve 2013/1369 Karar sayılı hükmün Dairemizce incelenerek 16/09/2019 tarihinde bozulmasına karar verildiğinin, 2- Sanık hakkında; 02/10/2013 tarihinde işlediği aynı suç nedeniyle açılan kamu davası üzerine, Sapanca 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 2014/157 Esas ve 2014/296 Karar sayılı hükmün Dairemizce incelenerek 16/09/2019 tarihinde bozulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Anılan dosyalar getirtilip incelenerek mümkünse birleştirilmeleri, suç ve iddianame tarihleri dikkate alınıp hukuki kesintinin iddianamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek sureti ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işleyip işlemediğinin ve hakkında TCK'nin 43/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 16/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.