Yargıtay · 18. Hukuk Dairesi
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/12527 E. 2013/14749 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 18. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/12527
- Karar No
- 2013/14749
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kayyım atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazda pay sahibi olan ...a kızı...'nin tanınmadığı gibi ölü ya da sağ olup olmadığı ve mirasçılarının bulunduğuna dair herhangi bir belgenin bulunmadığını ileri sürerek, kayyım atanmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkin olup anılan Kanunun amacı 1. maddesinde; bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir şeklinde açıklanmış; 2. maddesinde ise 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder hükmü öngörülmüştür. ...Hamide, 125/184 pay ile Yusuf Günbilek adına 26.05.1956 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. 04.03.2013 tarihli zabıta araştırmasında Mustafa kızı Hamide isimli bayanı tanıyan, bilen olmadığı bildirilmiştir. Dosyada tapu kaydına dayanak belgede ... kızı ... 'nin doğum tarihinin 1906 olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek ve sadece zabıta araştırması ile yetinilmeden, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığı ile vergi dairesinden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtları istenip tapu kaydı malikleriyle irtibatının araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin veraset belgelerinin getirtilerek taşınmazla ilgisi tespit edildikten sonra toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun'un 30.maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen Geçici 3. maddesindeki atıf nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 04.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.