Yargıtay · 18. Hukuk Dairesi

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/12195 E. 2013/15272 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
18. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/12195
Karar No
2013/15272
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kayyım atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dilekçesinde, dava konusu taşınmazda pay sahipleri olan Halil mirasçıları Mehmet kızı Sultan, Hacı Hasan kızı Emine, Hacı Hasan kızı Dürdane, Hasan kızı Hatice, Hasan oğlu Mustafa, Hasan oğlu Ali, Hacı Hasan oğlu Ökkeş, Hacı Hasan oğlu Duran, Mustuk kızı Hatice, Musa oğlu Mehmet, Musa oğlu Hasan, Davut kızı Cemile, Memik kızı Emine, Mehmet kızı Hacer, Mehmet kızı Şefre, Hasan oğlu Dede, Hasan oğlu İbrahim'in tanınmadıkları gibi ölü ya da sağ olup olmadıkları ve mirasçılarının bulunduklarına dair herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığını ileri sürerek ve kayıt malikinin mirasçısı olduğu iddiası ile tasarrufta bulunan kimsenin bulunmadığına ilişkin idarece düzenlenen tahkikat tutanağını da ibraz edip kayyım atanmasını istemiştir. Mahkemece, zabıtanın cevap yazısı ve tapu kaydıyla yetinilerek, dava konusu taşınmazla ilgili devam eden derdest davanın bulunmadığı ve kayyım atanması için gerekli herhangi bir sebebin bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkin olup Kanunun amacı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” şeklinde açıklanmış; 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” hükmü öngörülmüştür. Bu durumda, kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan Kanun hükümleri gözetilip değerlendirilerek sonuçlandırılması gerekir. Dava konusu taşınmazla ilgili derdest bir davanın bulunması, yönetim kayyımı atanabilmesi için zorunlu koşullardan değildir. Dava dosyası içeriğinden dava sebebinin açıklandığı ve dayanaklarının da gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek ve sadece zabıta araştırmasıyla yetinilmeden, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin de belediye başkanlığı ve vergi dairesi müdürlüğünden, kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu kayıt malikleriyle irtibatının araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin veraset belgelerinin istenilmesi ve toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen Geçici 3. maddesindeki atıf nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/12195, K. 2013/15272, T. 12.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-18-hukuk-dairesi-2013-12195-e-2013-15272-k-5bdfcb47df85