Yargıtay · 18. Hukuk Dairesi

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/11193 E. 2013/15484 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
18. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/11193
Karar No
2013/15484
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kayyım atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazda pay sahipleri olan ... oğlu Duran, ... oğlu Ökkeş, ... kızı Emine'nin tanınmadığı gibi sağ olup olmadıkları ve mirasçılarının bulunup bulunmadığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığını ileri sürerek, kayyım atanmasını istemiş; mahkemece, kolluğun cevap yazısı ve tapu kaydıyla yetinilerek, dava konusu taşınmazla ilgili devam eden davanın bulunmadığı, kayyım atanması için bir sebebin bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkin olup, 1. maddesinde Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek şeklinde açıklanmış; 2. maddesinde ise 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamının, bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştıracağı Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı olarak tayin edeceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda, kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan Kanun hükümleri dikkate alınmak suretiyle değerlendirilip sonuçlandırılması gerektiğinden, dava konusu taşınmazla ilgili devam eden bir davanın bulunması yönetim kayyımı atanabilmesi için zorunlu koşullardan değildir. Dosya içeriğinden dava sebebinin açıklandığı ve dayanaklarının da gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; konuya ilişkin kanun hükümleri ile kanunun amacı gözetilerek ve sadece kolluk araştırmasıyla yetinilmeden, dava konusu taşınmaza ait ilk tesisinden itibaren bütün tedavül kayıtları ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin ise belediye başkanlığı ile vergi dairesinden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu kaydı malikleriyle irtibatının araştırılması, varsa mirasçılara ait mirasçılık belgelerinin istenilmesi ve toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenler göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen Geçici 3. maddesindeki atıf nedeniyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/11193, K. 2013/15484, T. 14.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-18-hukuk-dairesi-2013-11193-e-2013-15484-k-290a30cc5a24