Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/7920 E. 2013/9811 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7920
- Karar No
- 2013/9811
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- nce % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak belirlenen 6.750,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TTK.nın 1301.maddesine (6102 Sayılı TTK'nın 1472/1.md.) göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Kusur durumu sorumluluğun kapsamını belirlemede etkin ise de “hakkaniyet” onunla birlikte değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. BK.nun 43/1 maddesinin (6098 Sayılı BK.nun 51.vd.) hükmüne göre, hakim tazminatın suretini ve derecesini tayin etmekle görevli olup, bunu yaparken hal ve mevkiin icabını göz önünde tutması gerekmektedir. Bundaki amaç olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır. Somut olayda; sigortalı araç karlı havada şarampole düşerek hasara uğramış olup, bu kaza nedeniyle, aracın bulunduğu yerden kurtarılması için davalı tarafından talep üzerine, hatıra binaen ve ücretsiz olarak yardım edilirken davalıya ait araç karlı ve buzlu zeminde kayarak sigortalı araçta 2. bir hasara neden olmuştur. O halde, rücuen ödettirilecek tazminat kapsamı belirlenirken davalının içinde bulunduğu bu durumun göz önünde tutulması gerekir. Olayda, kusurun varlığı kabul edilse de, davalı yaptığı hizmetin karşılığında bir ücret almamaktadır. Bu durumda rücuen ödettirilecek tazminatın kapsamı belirlenirken hakkaniyet gereği belirtilen hal ve mevkii gözetilip onun icabı olarak belirlenen tazminat miktarından daha yüksek oranda bir indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde düşük oranda indirim yapılması doğru görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 24.6.2013 gününde Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) -KARŞI OY- 21.12.2008 olay tarihinde, davacıya kasko sigortalı olup kar yağışı nedeniyle şarampole düşen ... plakalı araç sürücüsünün, aracın çıkarılması için iş makinası sürücü ve işleteni olan davalardan yardım istediği, davalıların herhangi bir ücret almaksızın hatır karşılığı davacıya kaskolu aracı şarampolden iş makinası ile çıkarırken iş makinasının da kayması ve sigortalı araca çarpması sonucu sigortalı araçta hasar meydana geldiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Araçtaki hasar bedelinin 5.3.2009 tarihinde sigortalısına ödeyen davacı TTK 1301.maddesi gereğince hasara neden olan davalılardan zararın rücuen tahsilini talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "davanın kısmen kabulü ile 6.750,00 TL'nin 5.3.2009 ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine..." karar verilmiş, Davalılar vekilinin vaki temyizi üzerine karar sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "...davalı yaptığı hizmetin karşılığında bir ücret almadığından hakkaniyet gereği BK 43.maddesi gereğince hükmolunan tazminattan daha yüksek oranda indirim yapılması gerektiği...gerekçesiyle bozulmuştur. Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum. Açıklanan oluşa göre sigortalanan araç yoğun kar yağışı nedeniyle şarampole düşmüş olup aracın çıkarılması için davalılarla davacı sigortalısı arasında hizmet sözleşmesi akdedilmiştir. Dava dışı sigortalının, aracının davalılarca çekilmesi hususunda kendi rıza ve muvafakatının bulunduğunda kuşku ve duraksamaya yer yoktur. Aksi iddia ve ispat edilmediğine göre somut olayda hizmet sözleşmesinin sigortalının rıza ve muvafakatı ile yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle de davalı, aşağıda değinilen mülga TTK 1278.maddesi anlamında "sigortalının fiillerinden sorumlu bulunduğu" kişi durumundadır. Mülga TTK.nun "Sigorta Ettiren İle Sigortadan Faydalanan Kimsenin Kusuru" başlıklı 1278.maddesi aynen" mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat hiç bir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından veya aski mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz" hükmünü taşımaktadır. Somut olay bakımından değerlendirildiğinden bu hüküm sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından kaynaklanmamış olması şartıyla sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan veya eylemlerinden bu ikisinin hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan hasarlarında sigortacı tarafından tazmin edileceğini öngörmekte, ancak tarafların bunun tersini öngören sözleşme yapabileceklerini belirtmektedir. Dava dışı sigortalı ile davacı şirket arasındaki sözleşmede tersine bir hüküm bulunmadığı çekişmesizdir. Öte yandan "Kara Taşıtları Kasko Sigortalı Genel Şartları"nın" Teminat Dışında Kalan Zararlar" başlıklı A.5.-6 maddesi de sadece sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından taşıta kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararları teminat dışında tutmuş, teminat dışında kalma olgusunu bu hallerle sınırlamıştır. Yukarıda açıklanan oluşa göre dava dışı sigortalının hizmet sözleşmesi ile şarampolden çıkarılmak üzere davalılarla akdettiği sözleşme gereğince, davalıların sözleşme sınırları içinde şarampolden dava dışı sigortalıya ait aracın çıkarılması sırasında kazaya uğrayarak sigortalı aracın hasar görmesi ile sonuçlanan süreçte dava dışı sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu davalıların TTK.1278.maddesi anlamında kasti davranışından sözedilmesine hukuken imkan yoktur ve esasen böyle bir iddia davacı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Yine "Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6.maddesi" belirtilen ve zararın teminat dışında kalmasını gerektiren hallerinde somut olayda söz konusu olmadığı açıktır. Kasko Sigortasında sigorta ettirenin oluru ile hareket eden, sigortalı aracın şarampolden çıkarılması esnasında hasarına sebebiyet veren davalıların eylemini, sigorta ettirenin dışında mütala etmek ve davalıları 3. Kişi olarak kabul etmek olanağı yoktur. Bu halde, davacı sigortacının sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatın davalılara rücu etmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. (HGK'nin 09.04.2008 gün ve 2008/17-299 Esas 302 Karar sayılı, Y.11. HD'nin 10.05.2001 gün ve 1960-4102 sayılı, Y.11.HD'nin 03.06.2002 gün ve 1918-5615 sayılı, Y.11 H.D'nin 06.04.2006 gün ve 2005/3678-3619 sayılı, Y.11 H.D'nin 30.11.2006 gün ve 12444-12592 sayılı kararları) Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının davanın reddine karar verilmek üzere bozulması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.