Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/11510 E. 2013/12032 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/11510
- Karar No
- 2013/12032
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, şirketine kasko sigortalı aracın alkollü sürücü davalı ... yönetimindeyken oluşan trafik kazası sönucu zarar görenlere ödenen 9.036,00 TL tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili,kaza anında araç sürücüsünün Vedat olmadığını, sürücünün kaza anında alkollü olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece sürücünün Vedat olduğu ispatlanamadığından rücu şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yargılama sırasında yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmadığından, dosya bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. BK.53 maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre hukuk hakimi, gerek ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile gerekse delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de sanığın isnad edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failiyle belirlenen mahkumiyet kararının bu yönleriyle bağlıdır. (YHGK'nun 6.2.2002 gün ve 2002/19-16 E.-19-16 K 47 K., YHGK'nun 25.2.2004 gün ve 2004/11-115 E.,-108 K., Y.17.H.D'nin 21.02.2011 gün ve 2013/11510 2013/12032 2010/7775 E, 2011/1428 K., Y.17.H.D'nin 02.02.2010 gün ve 2009/9084 E, 2010/685 ....vs.) Cumhuriyet Savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar hukuk hakimini bağlamaz ve BK 53 maddesi anlamında maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği anlamına da gelmez. Bu durumda, mahkemece İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası içinde 03.40 tarihli tutanakta kaza yapan araç şoförünün olay yerinden araçla kaçmaya çalıştığı anons edilmesi üzerine bahse konu yere takriben bir dakika içinde intikal edildiğinin belirtilmesi de gözününe alınarak bahse konu tutanak mümziileri tanık sıfatıyla dinlenerek olay yerine intikal etmeleri ve sonrasındaki bulguları konularında etraflı bilgi alınması ve davalı vekili tarafından belirtilen icra dosyaları getirtilip itirazın iptali davası açılıp açılmadığı ve icra dosyalarının akıbetleri araştırılıp davadaki etkisi üzerinde durulması bu araştırma sonuçlarına göre de araç sürücüsünün davalı ... olduğunun tespit edilmesi halinde ise olayın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu yönde araştırma inceleme yapılırkende şu hususların gözönüne alınması gerekir. 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış 2013/11510 2013/12032 olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 2013/11510 2013/12032 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları). Eksik inceleme ile hüküm verilemez. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.09.2013 ününde oy birliğiyle karar verildi.