Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/3339 E. 2013/9004 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2013/3339
Karar No
2013/9004
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, 6136 sayılı yasaya aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, soruşturma aşamasında görevlendirilen ve iddianame düzenlenmesi ile görevi sona eren Av....na 30.12.2007 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan bu tebligatın usulüne uygun olmadığı, sanığa yapılan 03.02.2011 tarihli tebligatın usulüne uygun olup, 04.02.2011 havale tarihli temyiz dilekçesi ile vaki temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek ve sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek, ayrıca hüküm tarihinden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasayla değişik 6136 sayılı Yasanın 15/1. maddesinin lehe düzenlemeler getirmediği de gözetilerek yapılan incelemede; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma suça konu şeyin amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Sanığın, temyiz incelemesi dışındaki arkadaşları ..., ... ve ...ile birlikte... İlköğretim okulu yanındaki harabe bir bina içerisinde alkol alıp bağırıp çağırarak etrafa rahatsızlık verdikleri ihbarı üzerine olay yerine gelen görevli polis memurların olan katılanların, sanığı ve arkadaşlarını ikaz ettikleri, bunun üzerine sanık ve arkadaşlarının ellerinde bulunan boş bira şişelerini ve yerden aldıkları taşları katılanların üzerine ve ekip aracına doğru fırlatmak suretiyle ekip aracının sağ arka sürgülü kapısının ve sol arka çamurluk kısmının içeriye doğru çökmesine neden oldukları, sanık ...'ın elinde bulunan ve alınan ekspertiz raporuna göre 6136 sayılı yasaya göre yasak niteliği haiz bıçaklardan olan bıçağı polis memurlarına doğru salladıktan sonra, takviye ekip gelmesi üzerine olay yerinden kaçarken elindeki bıçağı yere attığı şeklindeki olayda, sanığın eylemlerinin kamu malına zarar verme, birden fazla kişi ile birlikte silahla görevi yaptırmamak için direnme ve 6136 sayılı Kanunun 15/1. maddesinde düzenlenen bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak taşımak suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanığın, suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle, aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında görevini yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/3339, K. 2013/9004, T. 15.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2013-3339-e-2013-9004-k-cb8f5f19d54f