Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/920 E. 2013/14557 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/920
- Karar No
- 2013/14557
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içinde mahkemesinden bir karar alınması mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamıyacaktır. Somut olayda; Sanık ...'nın çek sahibinin rızası hilafına elinden çıkmış olan çeki sahte olarak düzenlenmiş şekilde alış veriş karşılığı sanık ...'e verdiği sanık ...'inde belirtilen çeki aldığı mal karşılığı müştekiye verdiği anlaşılan olayda; 1- Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 2- Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede, Sanık ...'in 16.11.2005 tarihli polisteki ifadesinde suça konu 10.11.2005 tarihli hamiline 7500 TL meblağlı Nevzat Gündüz adına düzenlenmiş çeki sanık ...'ya sattığı oto karşılığında aldığını ve mermer aldığı müştekiye verdiğini beyan ettiği 10.06.2010 tarihli oturumda müşteki olarak verdiği ifadesinde sanık ...'nın oto alımına karşılık olarak 5.500,00 TL bedelli bir çek verdiğini çekin karşılıksız çıkması üzerine kendisinden bu çeki alıp yerine 6500 TL meblağlı başka bir çeki verdiğini belirttiği 14 12 2010 tarihli oturumdaki savunmasında “ben ...'nın evine mutfak tezgahı yaptım bunun bedeli 3000 TL idi buna karşılık sanık ... 5500 TL'lik çer verdi” biçiminde ifadede bulunduğunun anlaşılması karşısında sanığın yeniden celbi ile beyanlar arasındaki çelişki sorularak suça konu çeki sattığı oto karşılığında verilip verilmediği, başka bir çekin karşılıksız çıkması üzerine o borca karşılık olarak verilip verilmediği hususlarının netleştirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi , Sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 158/1- son maddesinin uygulandığı halde sanığa bu konuda açıkça ek savunma hakkı verilmemek suretiyle CMK'nın 226. maddesine davranılması Kabule görede; Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f- son maddesi uyarınca adli para cezasının elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmemesi, Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiği halde katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.