Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/20197 E. 2013/19109 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/20197
- Karar No
- 2013/19109
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Şikayetçiler ... ve ...'ın yaş meyve sebze ticareti yaptıkları, sanıklar ..., ... ve ...’yı aralarındaki ticari ilişki nedeniyle tanıdıkları, ...’un diğer şahısların patronu olduğu, ...’yı ...’nın yeğeni olarak bildikleri, her üçünün birlikte çalıştıkları, sanıkların bir kaç kez ...’a geldikleri ve şikayetçilerde misafir olup yemek yedikleri, sanıkların ilk başta 2008 yılı içinde şikayetcilerden parası peşin olmak üzere üç kez mal aldıkları, daha sonra mal alımına devam ettikleri, ancak sonradan aldıkları mallar için 8000 TL alacaklarının biriktiği, bu biriken borçtan sonra sanık ...’in yeni mal alımı için geldiği, ancak yanında para olmaması nedeniyle müştekilerin mal vermeyi kabul etmedikleri, bunun üzerine ...’in “bu şahıslar güvenilir, bize mal ver ben sana 10.000 TL’lik senet vereyim” dediği ve biriken borçlar için 10.000 TL’lik bono verdiği, şikayetcilerin daha sonra sanık ...’u aradıkları ...’nın şikayetcilere “benim size 10.000 TL borcum var, size 25.000 TL’lik çek göndereceğim, çekten arta kalan para ile mal istiyorum” dediği, bunun üzerine şikayetcilerin de 14.000 TL’lik daha mal ayarladıkları, malı almaya sanık ...’nın geldiği, ... gelmeden ...’in arayarak ısrarla bononun... ile kendisine gönderilmesini istediği ancak şikayetcinin alacağının tahsil edilmesinden sonra bonoyu göndereceğini ifade ettiği, yine bu aşamada sanık ...’nın da şikayetcileri arayarak “yeğenim...’yı ve çeki gönderiyorum” dediği, çeki...’nın getirdiği, şikayetcilerin “çek güvenilir mi” şeklindeki sorusuna...’nın “ben bu şirkete limon verdim, son derece güvenilir, çek sağlamdır” dediği, kendilerinin de bankayı arayarak hesap sahibi hakkında bilgi aldıkları, şikayetcilerin duruma güvenerek çeki alıp malı yükledikleri ve sanık ...’ya çeki kendilerine ciro ettirdikleri, kendileri çeki Fortis Bank’a takasa verdikleri, ancak sonradan çekin çalıntı olduğunun anlaşıldığı, satmış olduklara mallara karşılık herhangi bir para alamadıkları, dolayısıyla sanıkların suç tarihinde aynı kast ve irade birliği içerisinde ticari alış veriş nedeniyle tanık ...'e ait Yapı Kredi Bankası Tarsus Şubesinden verilen ve sahte olarak oluşturulmuş 347701 seri numaralı 06/06/2008 keşide tarihli ve 24.250 TL bedelli çeki şikatecilere vermek suretiyle bankanın maddi varlığı olan çalıntı çeki kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.