Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/17349 E. 2013/17440 K.

Konu: Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2012/17349
Karar No
2013/17440
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanıklar İsmail ve ... hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır. Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; Sanıkların aynı suç işleme kararıyla, etkin bir ... bölümü, fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek, banka şubelerine düzenleyecekleri sahte belgelerle başvurup kredi çekerek kullanmayı planladıkları, mali müşavirlik yapan sanıklardan vefat eden sanık ... ile sanık ... Hançer'in yönlendirmeleri ile sanık ...'un mali durumu nedeniyle bankalardan kredi çekemeyecek olan sanıklar ... ve ...'ın eşleri üzerinden kredi çekip kullanabilmeleri için sanıklar ... ve ...'nin bilgisayarlarını kullanarak kredi başvurusunda bulunarak sanıklar ... ve ... adına sahte öğretmen kimlik kartı ve maaş bordroları düzenlediği, bahsi geçen şahıslara kefil olarak gösterilecek ..., sanık ... ve sanık ... adına da sahte öğretmen kimlik kartı ve maaş bordroları düzenlediği, bu kapsamda, ... Bağcılar Şubesinden sanık ... adına 10.000 TL miktarlı kredi çekildiği, Garanti Bankası Kavacık Şubesinden sanık ... adına sanık ... kefil gösterilerek 10.000 TL miktarlı kredi çekildiği, Garanti Bankası Bağcılar Şubesinden sanık ... adına sanık ... kefil gösterilerek 5.000 TL miktarlı kredi çekildiği, ... Galata Şubesinden sanık ... adına sanık ... kefil gösterilerek 10.000 TL miktarlı kredi çekilmek istendiği ancak başvurunun reddedildiği, sanık ... tarafından ... Bağcılar Şubesi, Garanti Bankası Bağcılar Şubesi, TEB Bağcılar Şubesi ve HSBC Bağcılar Şubesine kredi başvuruları yapıldı ise de sanıkların durumundan kuşkulanılması üzerine başvuruların reddedildiği olaylarda, mahkemece 5237 sayılı TCK'nın 158/1-j madde ve fıkrası yerine anılan yasanın 158/1-f madde ve fıkrasından uygulama yapılması anılan maddenin son fıkrası da dikkate alındığında ceza süresinin aynı olması nedeniyle sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış olup 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin mahkemece yasaya uygun olarak uygulanmış olması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/17349, K. 2013/17440, T. 13.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2012-17349-e-2013-17440-k-d3c04f06c1ac