Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/22407 E. 2013/6527 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/22407
Karar No
2013/6527
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık ... Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıclık suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde; Sanık ... hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 5237 sayılı TCK.nun 158/1-d bendinde, dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi hali düzenlenmiştir. Tanımlanan nitelikli dolandırıcılık halinin gerçekleşmesi için bendde sayılan kuruluşların yani bunların tüzel kişiliklerini araç olarak kullanılması yeterli olup, bu kuruluşların ayrıca işlenen suçtan zarar görmüş olmaları zorunlu değildir. Diğer yandan bu kurum ve kuruluşların veya bunların üst birliklerinin suçta araç olarak kullanması arasında suçun oluşması bakımından bir fark gözetilmemiştir. Bu kuruluşların ve üst birliklerinin isim, kayıt, belge, bayrak, flama, rozet gibi alametlerinin kullanılarak suçun işlenmesi mümkündür. Yasa koyucu, sözü edilen kurum ve kuruluşların toplumda güven beslenen müesseseler olarak kabul edilmesi nedeniyle güven hukuksal değerine ağırlık veren yeni ihlal modellerini içeren bu nitelikli unsurları eklemiştir. Somut olayda; sanıkların sahte ... Personel Kimlik Kartı düzenleyip mağdurlara göstererek kendilerini Tedaş görevlisi olarak tanıtıp elektrik sayaçlarını kontrol etmeye geldiklerini söyledikleri, mağdurların elektrik sayaçlarını kontrol ettikten sonra sayaçlarının eskimiş olduğu, yeni dijital sayaç taktırmaları gerektiği, bunun için 15 TL karşılığında kayıt yaptırmaları, bu parayı o anda ödememeleri halinde daha sonra daha fazla para cezası ödemek zorunda kalacaklarına inandırarak 15'er TL aldıkları olayda, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ...'a yönelik eylemleri yönünden; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, Mağdurlar ..., ..., ..., ...'e yönelik eylemleri yönünden, Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanıklar müdafiilerinin sanıklar lehine olan hükümlerin uygulanması istemlerinin ertelemeyi de kapsadığından TCK'nun 51. maddesinin ve CMK'nun 231/5. maddesinde gösterilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususlarının tartışılmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/22407, K. 2013/6527, T. 09.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-22407-e-2013-6527-k-47f3c1d9fefc