Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/22114 E. 2012/43985 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/22114
Karar No
2012/43985
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 5271 Sayılı CMK'un 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12 maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK'un 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı mercii Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/223 D.... sayılı kararında da bu durumun değerlendirme dışı bırakıldığı anlaşılmakla sanık ... vekilinin temyiz dilekçelerinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması mümkün görülmüştür. 1)Suç işlemek için örgüt kurmak suçuna yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Suç işlemek için örgüt kurmak suçunun niteliği itibariyle katılanın anılan suçtan doğrudan doğruya zarar görmesi söz konusu olmadığından davaya katılma kararının hukuki değerden yoksun olduğu dikkate alınarak, bu suçtan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE, 2)Sanıklar ...'ın hakkı olamayan yere tecavüz; ... ... hakkı olamayan yere tecavüz ve suçu bildirmemek ..., ... ve ... hakkı olamayan yere tecavüz ... ve ...'in ise nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından beraatlerine ilişkin hükme yönelik katılan vekilinin temyiz itirazı üzerine yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 3) Sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri ile katılan vekilinin ve hakkında güvenlik tedbiri istenen ... Tarım Ürünleri Tekstil İnş.Tur.Akaryakıt Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. vekilinin temyiz itirazları üzerine yapılan incelemede ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak; a- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma suçundan sanık ..., ..., ..., ... ... ve ...'nın atılı suçu birlikte sürekli bir örgütlenme, işbirliği ve dayanışma anlayışı içinde gerçekleştirdiklerine ve dolandırıcılık yapmak suretiyle haksız menfaat elde etmek amacıyla oluşturulan teşekkülde yer aldıklarına ilişkin mahkumiyetlerine yeterli her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı kanıt bulunmayıp sanıkların iştirak ilişkisi içerisinde kamulaştırma bedelini yükseltmek için biraraya gelmelerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu oluşturmayacağı gözetilmeksizin anılan suçtan beraatleri yerine yazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi; b-Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet ve müsadere hükümlerine gelince; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; katılan kurumun hazırlık soruşturması sırasında Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığına istem üzerine göndermiş olduğu 24/06/2008 ve 30/06/2008 tarihli yargılama aşamasında mahkemeye yine istem üzerine göndermiş olduğu 16/12/2008 tarihli yazı içerik ve ekleri ile tüm dosya kapsamından davaya konu yerlerin kamulaştırılmasında Takdir Komisyonunun 08/06/2007 tarihli değer belirlemesi üzerinden yapılan pazarlık görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine katılan kurum tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili ile ilgili olarak bir dava açılmadığı keza katılan kurumca susuz arazi olarak nitelendirilen ve de buna göre değeri belirlenen yerlerde sanıklar tarafından süreç içerisinde değer arttırmak amacıyla göstermelik damlama sistemi çalışmalarının yapıldığının haber alındığı ancak DSİ Kıymet Takdir Komisyonunca göstermelik damlama sulama sebebiyle bir arazinin değeri yüksek olarak değerlendirmediği gibi 07.05.2008 tarihinde Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanıklar hakkında soruşturma başlatılmasından önce katılan kurumun hukuk işleri şefliğine durumu bildirdiği ve vekilleri aracılığıyla 05.11.2007 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesine göstermelik damlama sistemlerinin tespiti amacıyla delil tespiti davaları açıldığının anlaşılması karşısında eylemlerin fark edilmesi üzerine katılan kurumun vekili aracılığıyla hukuk mahkemesine gerekli müracaatlarda da bulunduğu, bu nedenlerle olayda belirli ağırlık ve yoğunluğa ulaşmış, mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışların varlığından söz edilemeyeceği gözetilmeksizin, atılı suçtan beraatlerine ve müsaderesine karar verilen araçların ise iadesi yerine yazılı biçimde mahkumiyetlerine ve müsadereye karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, suç örgütü kurma ve üye olma suçlarından tüm sanıklar ilgili bozma kararı ile dolandırıcılığa teşebbüs suçundan, ... hakkındaki bozma kararının oybirliğiyle sanıklar ... ve ..., ..., ..., ... haklarında dolandırıcılığa teşebbüs yönünden ise oyçokluğuyla 14.11.2012 gününde karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) Karşı Oy: Dolandırıcılık suçu, “failin, bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması” olarak tanımlanmaktadır. Nitekim dairemizce de benimsendiği için kararda bu cümlelerle aynen yer verilmiştir. Somut olaya baktığımızda; mesleği avukatlık olan sanık ... ile onunla birlikte hareket eden sanıklar ..., ... ..., ... ve Mehmet Tuldari’nin, gölet yapımı nedeniyle kamulaştırılacak kuru arazilerin sahiplerine ulaşarak, “DSİ tarafından belirlenen ve teklif edilen kamulaştırma bedellerini kabul etmemelerini, kendileri tarafından karşılanacak masraflarla arazinin tarım arazisi görünümüne kavuşturulacağını, bu görüntü nedeniyle oluşacak kamulaştırma bedel farklarının yarısının kendilerine verilmesi gerektiğini” söyleyip ikna ettikleri, akabinde ise; bir kısmı tarım arazisi vasfı taşımayan susuz ve kurak tarlalara göstermelik olarak damlama sulama boruları döşedikleri, traktörle sürdükleri tarlaya fide ve fidan döşedikleri, yapılan bu işlerin tarım yapmaya yönelik olmayıp, tarım alanı görüntüsü vermeye yönelik olduğu, hatta bilirkişilerin değer tespitinde bulunmasına kadar yeşillikleri solmasın diye bazı fidanları saksı ile toprağa gömdükleri, ancak yapılan ihbar üzerine amaçlarına ulaşamadıkları görülmektedir. Sanıkların anlatılan eylemlerini dolandırıcılık suçu bakımından incelediğimizde; kamu görevlilerini veya bilirkişileri kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarda bulundukları, bu bağlamda; kuru arazileri sulanabilen yeşil sebze-meyve bahçesi olarak göstermeye çalıştıkları, gerek toprağın yapısı itibariyle tarım arazisi olmaması, gerek yapılacak kamulaştırma nedeniyle zaten tarım yapma imkânlarının bulunmamasına rağmen sanki “önceden tarım alanıymış” gibi görüntü verilmeye çalıştıkları, fidanları saksı ile gömmek suretiyle hilelerine ağırlık kazandırdıkları, arazi üzerine göstermelik kulübeler koydukları, birden çok hileli hareketler yaparak, kamulaştırma bedelinin artırılmasını gerekli kılan görüntü oluşturdukları saptanmıştır. Kısaca sanıklar menfaat teminine yönelik hileli davranışlarını sergilemişlerdir. Sayın çoğunluk tarafından da olayın oluşu bu şekilde kabul edilmesine karşın. “olayda belirli ağırlık ve yoğunluğa ulaşmış, mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışların varlığından söz edilemeyeceği” gerekçesiyle mahkûmiyet kararının bozulması cihetine gidilmiştir. Bu görüşe katılmamız şu gerekçelerle mümkün değildir: Sulu arazilerin kamulaştırma bedelleri kuru arazi kamulaştırma bedellerinden fazladır. Yapılan ihbar ve şikâyet ile kurum harekete geçirilerek sanıkların eylemleri tespit edilmemiş olsaydı fidanların toprak altında kalan kısımları araştırılmayacak, sulu ve yeşil bahçe görüntüsüne inanılıp alt yapı araştırmasına gidilmeyecek, böylece sanıkların amacına ulaşması mümkün olacaktı. Zira, henüz yıl içinde dikilmiş fide ve fidanlar nedeniyle de arazinin vasfı değişeceğinden fazla bedel tespiti kaçınılmaz olacaktı. Yine sanıkların hileleri tespit edilmeseydi, arazi değerinde fazla bir artış olmasa bile üzerinde bulunan sulama tesislerinin maliyeti kamulaştırma bedeline ekleneceğinden bu şekilde bile kurum fazla ödemede bulunarak zarara uğrayacaktı. Sonuç olarak; sanıklar, devletin zararına olarak kendileri lehine haksız menfaat elde etmek amacıyla, başkasını yanıltabilecek nitelikteki hileli davranışları sergilemelerine rağmen yapılan bir ihbar nedeniyle amaçlarına ulaşamadıklarından eylemleri teşebbüs aşamasında kalmıştır. Bu nedenle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan sanıkların mahkûmiyetine dair yerel mahkeme kararının isabetli olduğundan onanması gerektiğine inandığımızdan, adı geçen sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükmünün bozulmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne muhalifiz. 14/11/2012

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/22114, K. 2012/43985, T. 14.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-22114-e-2012-43985-k-b7969863e082