Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/21255 E. 2013/5498 K.

Konu: Nitelikli Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/21255
Karar No
2013/5498
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. 5237 sayılı TCK'nın 158/2. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerekmektedir. Somut olayda; sanığın, ev sahibi olan mağdura ...'ü ve danışmanı olan ...’yı tanıdığını, Cumhurbaşkanı ile telefon görüşmeleri yaptığını belirterek oğlunu işe sokacağı vaadiyle mağdurdan 1000 dolar karşılığı 1.300 TL para aldığı, Ankara’ya gittikten sonra ...'ün danışmanı olduğunu iddia ettiği ... adlı kişi ile mağduru konuşturduğu, ancak mağdurun çocuğunun işe giremediği, sanığın bu şekilde kendisini Cumhurbaşkanı ve danışmanları nezdinde hatırı sayıldığından ve onlarla ilişkisi olduğundan ve belli bir işin görüleceği vaadiyle mağduru aldatarak kendisine menfaat temin ettiği sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas ilamı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "90 gün", "45 gün" ve "900 YTL" (45 gün X 20 TL = 900 YTL) adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılaak yerine, sırasıyla "5 gün", "2 gün" ve (2 gün X 20 TL = 40 TL) "40 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/21255, K. 2013/5498, T. 26.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-21255-e-2013-5498-k-2ea09240ed78