Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/18722 E. 2013/2620 K.

Konu: Nitelikli Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/18722
Karar No
2013/2620
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Katılan kurum ile yapılan sözleşmeye dayalı olarak su dağıtım işinin yüklenicisi olan sanığın, her teslim için üç nüsha olarak düzenlenen makbuzlardan su teslimi ile birlikte kurum personeline teslim edilen makbuzların birinci nüshasının aksine ilgili birime teslim edilen ikinci nüshaların da daha fazla damacana adeti yazılmak suretiyle 21.12.2004 ile 28.11.2005 tarihleri arasında haksız menfaat temin ederek katılan kurumu zarara uğratması şeklinde gerçekleşen eyleminin zincirleme biçimde dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Sanık hakkında TCK'nın 158/1-e maddesi gereğince temel ceza belirlenirken hapis cezasının alt sınırının 3 yıldan, adli para cezasının miktarının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağının gözetilmemesi; 2-Sanığın, iddianame düzenlenmeden önce katılan kurumun zararını gidermiş olması nedeniyle TCK'nın 168/1.maddesi yerine, 168/2.maddesinin uygulanması, 3-Sanığın adli sicil kaydının bulunmaması karşısında; hükümden önce 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,13.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/18722, K. 2013/2620, T. 13.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-18722-e-2013-2620-k-2d843f0017c6