Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/14377 E. 2012/39039 K. – Resmi Evrakta

Konu: Resmi Evrakta Sahtecilik, Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/14377
Karar No
2012/39039
Karar Tarihi
Konu
Resmi Evrakta Sahtecilik, Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi Evrakta Sahtecilik, Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık hakkında tayin olunan cezanın süresine göre sanık müdafilerinin duruşmalı temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318.maddesi uyarınca REDDİNE, karar verilerek dosya üzerinde yapılan incelemede; A-Resmi Evrakta Sahtecilik suçundan kurulan hüküme ilişkin temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiileri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak; TCK'nın 53.maddesi uygulanırken, bu maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisinden şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu aykırılıkların aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, aynı yasanın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasındaki ilgili bölümü TCK'nın "53/1-c maddesinde sayılan velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisinden koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılması" şeklinde değiştirilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B-Banka Aracı Kılınarak Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanığın spor müsabakaları ile ilgili olarak bahis oynatacağını ....com isimli internet adresinde duyurup, sahte kimlikle farklı bankalar nezdinde açtırdığı hesapları kullanarak yetkili mercilerden izin almaksızın bahis ve kumar oynatarak hileli hareketlerle haksız menfaat temin edip bankayı aracı kılarak dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Mağdur banka sayısınca dolandırıcılık suçu oluştuğu halde; tek dolandırıcılık suçunun zincirleme suretiyle gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini, 2- Hüküm kurulurken TCK'nın 61/8.maddesine göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden hesaplanarak, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyeceği miktarın çarpılması suretiyle cezasının tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-TCK'nın 53.maddesi uygulanırken, bu maddenin 1.fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisinden şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/14377, K. 2012/39039, T. 12.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-14377-e-2012-39039-k-d147eb97a983