Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/14351 E. 2012/38883 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/14351
- Karar No
- 2012/38883
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK' nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; müştekinin ustasının kredi kartı borcunu yatırmak üzere ... şubesine gittiği, müştekinin sıra beklerken arkasında ... ve daha önce tanımadığı sanığın müştekiye sık sık bakarak ''sen ...'in yeğeni değil misin '' dediği, sanığın da bunu doğrulaması üzerine,'' dayının kredi kartı postları gelmiş, istersen üst kata çıkıp onları alalım'' dediği, sanığın üst katta beklerken, '' sen bana parayı ve hesap numarasını ver, bu arada ben alt katta kredi kartı borucunu yatırayım'' dediği, müştekinin de dayısını tanıdığını söyleyen sanığa itimat ederek parayı sanığa verdiği, parayı alan sanığın, borcu yatırmadan olay yerinden uzaklaştığı, sanığın anlatımına göre de, kendisini banka görevlisi olarak tanıtıp müştekinin 370.00 TL parasını alıp onu dolandırdığını ikrar etmiş olması karşısında sanığın hileli hareketler yaparak kendi lehine haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK'nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı "kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma" nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun'un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hükümde yer alan "YTL" ibaresinin "TL" olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/06/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.