Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3680 E. 2025/5649 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3680
Karar No
2025/5649
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 25.09.2025 tarihinde oy çokluğuuyla karar verildi.

Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Dava; icra takibine itirazın kaldırılması istemine ilişkindir: Somut olayda; davacı/alacaklı tarafından İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2023/14191 Esas sayılı dosyasında davacı/alacaklı aleyhine kira alacağı olarak toplam 25.274,98 EUR'nun TL karşılığı olan 533.800,00 TL tutarlı haciz talepli örnek 7 nolu ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/borçluya 17.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçlunun 19.04.2023 tarihinde borca ve özellikle takip konusu aylık kira miktarına itirazda bulunduğu, davacı/alacaklı tarafından 08.06.2023 tarihinde eldeki itirazın kaldırılması davasının açıldığı, İlk Derece Mahkemesince; "...kira sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin 5. sayfasında "Aylık Asgari Kira Bedeli" ve "Hasılat Kirası" başlıkları altında kira bedellerinin sabit bedele ek ciro hesabı yapılarak da belirlendiği görülmektedir. Dar yetkili icra mahkemesince ticari defterler üzerinde inceleme yapılamayacağı nazara alındığında belirlenebilir bir kira bedelinin olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir. Uyuşmazlığın yargılamayı gerektiği gözetilerek itirazın kaldırılması istemiyle davanın reddine..." karar verildiği, bu kararın davacı/alacaklı tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; “...Sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerin 32 Sayılı Karara İlişkin 2008-32/34 Sayılı Tebliğin 27. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin 32 sayılı Kararın Geçici 8'inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 28. maddesinde; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir." hükmü düzenlenmiştir. Anılan maddeler uyarınca işbu kararın yürürlük tarihinden önce taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan kira bedelinin belirtilen istisnalar dışında taraflarca yeniden belirleneceği, yeniden belirleme konusunda taraflar arasında mutabakata varılmazsa yukarıda yer alan düzenlemeye göre kira bedelinin tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 26’ncı maddesinde; "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmüne yer verilmekle aynı kanunun 27/1. maddesinde ise; kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Söz konusu kararnamelerle, döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özürlüğüne sınırlama getirilmekte olup, ekonomik kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Anılan hükümler, borçlunun kira borcuna itiraz etmesi halinde mahkemece kendiliğinden uygulanacağından ayrıca borçlunun bu tebliğ hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi de gerekmez. Bu hükümler kamu yararı düşüncesi ile çıkartılmış emredici nitelikte hükümler olduğundan aksine yapılan düzenlemeler ya da uygulamalar geçersizdir. Somut olayda, takibe konu kira sözleşmesinin 13/09/2021 tarihli olduğu, kira sözleşmesi altındaki imzaya itiraz edilmediği, yukarıda yapılan açıklamalar gereği, dövizle sözleşme yasağı kapsamında kaldığı, haliyle kira sözleşmesinde belirlenen aylık kira bedellerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının aylık kira alacağını belirsiz hale getirdiği, bu hususun mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle itirazın kaldırılması isteminin bu gerekçeyle tümden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiş, ancak ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde hata edildiğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine..." şeklinde karar verildiği, bu kararın davacı/alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Davalı/borçlu 19.04.2023 tarihli borca itiraz dilekçesinde; sair itirazlarının yanında özellikle takip konusu aylık kira bedeli/miktarına itirazda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde; “…İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı…İşbu kanun hükümleri ışığında; 12.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı, 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 16.11.2018 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 13.10.2020 tarihli Duyurusu ve meri yasal mevzuat birlikte değerlendirilmelidir…” şeklindeki gerekçeden ötürü kamu düzeni nedeniyle re’sen bu husus dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş olup, davalı/borçlu tarafından itiraz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle bağlı yargılama yapılması gerekir ve beklenir. Somut olayda borçlunun böyle bir itirazı olmadığı gibi dövizle kira alacağı için takip yapıldığına yönelik herhangi bir şikayeti de yoktur(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarih, 2024/3543 Esas-2024/8975 Karar, 23.10.2024 tarih, 2024/3544 Esas-2024/8974 Karar, 25.06.2025 tarih, 2025/3586 Esas-2025/4882 Karar, 25.09.2025 tarih, 2025/3664 Esas-2025/5651 Karar sayılı kararları benzer niteliktedir.). O halde, kira sözleşmesinin 5. sayfasında "Aylık Asgari Kira Bedeli" ve "Hasılat Kirası" başlıkları altında kira bedellerinin sabit bedele ek ciro hesabı yapılarak da belirlendiği görülmektedir. Dar yetkili icra mahkemesince ticari defterler üzerinde inceleme yapılamayacağı da dikkate alınarak, likit ve belirlenebilir bir kira bedelinin olmadığı da nazara alınarak uyuşmazlığın halli (aylık kira miktarı) genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğinden, İlk Derece Mahkemesince de benimsenen bu gerekçe ile itirazın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Belirtilen nedenlerle; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken kamu düzeni gerekçesiyle re’sen yapılan incelemeye göre yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerektiğinden, Dairemizin sayın çoğunluğunun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum. 25.09.2025

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/3680, K. 2025/5649, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-3680-e-2025-5649-k-cab8ed3a0896