Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/2060 E. 2025/4649 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2060
Karar No
2025/4649
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 06.12.2024 tarihli karar ile anılan kararın kesin olarak verilmiş olduğu görülmekle İİK 363 ve 364. maddelerine göre temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davacı tarafından ek karar karşı da temyiz yoluna başvurulmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 01.01.2024 tarihinden itibaren üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası olarak uygulanmaktadır. İstihkak davasında, temyiz kesinlik sınırının tespiti bakımından davaya konu mahcuzların değeri esas alınmaktadır. Somut olayda, dava konusu 09.12.2022 tarihli hacze konu mahcuzların değer tespitine yer verilmediği, bu hali ile Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu mahcuzların yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği söylenemeyeceğinden ek karar kaldırılarak temyiz incelemesine geçildi. Dava konusu haciz, davacı 3. kişinin ticaret sicil adresinde yapılmış olup haciz sırasında borçlu hazır bulunmamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre, davacı 3. kişi şirket borcun doğumundan çok önce kurulmuştur. Mahkemece, ...'nın hem borçlu hem de 3. kişi şirkette de ortak ve müdür olarak, ...’in de her ikisinde ortak olarak yer aldığı davanın reddine gerekçe yapılmış ise de ...’nın borcun doğumundan önce 2010 yılında borçlu şirketten ayrıldığı, yine ...'in 2010 yılında 3. kişi şirketten ayrıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, haciz mahallinde ele geçirilen evrakların bir kısmının davacı 3. kişi şirkete ait olduğu, mahalde ele geçirilen borçlu şirket yetkilisine ait kimlik fotokopisi ve periyodik muayene evrakı, niteliği ve güncelliği nazara alındığında yine şirket ortaklarının kardeş olmaları da muvazaayı göstermeye yeterli görülmemiştir. O halde, borçlu ile 3. kişi arasında mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yapıldığı ispatlanamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Davacı 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/2060, K. 2025/4649, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-2060-e-2025-4649-k-eb1736838efb