Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/759 E. 2024/1654 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/759
Karar No
2024/1654
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı ... Mimarlık Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından borçlu İSKİ Genel Müdürlüğü aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde, takip dayanağı ilamın bozulması ve davanın görev (yargı yolu) nedeniyle reddine dair ilamın kesinleşmesi üzerine alacaklıya ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren faizi ile iadesine yönelik muhtıra tebliğ edildiği, alacaklının icra mahkemesine başvurusunda muhtıra ile faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek 6.11.2017 tarihli muhtırada talep edilen 475.080,56 TL faiz yönünden iptaline karar verilmesini istediği, İlk Derece Mahkemesince muhtıranın alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği kabul edilerek bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kısmen kabulü ile 6.11.2017 tarihli muhtırada fazla istenen 473.410,07 TL faizin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, karara karşı borçlu vekili ile katılma yolu ile alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince icranın iadesi koşullarının takibe dayanak ilâma ilişkin bozma kararına uyularak verilen kararın kesinleşme tarihi itibari ile doğmuş olacağı dikkate alındığında, ilâmın kesinleşme tarihi tespit edilerek, borçlu tarafa iadesi gereken tutarın söz konusu kesinleşme tarihi itibarı ile hesaplanması ve bundan sonra alacaklıya muhtıra gönderilerek istenmesi ve bu muhtıranın tebliği tarihinde temerrüt gerçekleşmiş olacağından bu tarihten itibaren yasal faiz üzerinden faiz hesaplanması gerektiği gerekçesi ile buna göre borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alacaklının şikâyetinin kısmen kabulüne karar verildiği ve alacaklı taraf kendisini bir vekille temsil ettirdiği hâlde alacaklı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmamasının isabetsiz olduğu alacaklı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun bu yönüyle yerinde olduğu gerekçesiyle alacaklı vekili ile borçlu vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kısmen kabulü ile 06.11.2017 tarihli muhtırada faiz miktarının 216.328,63 TL olarak düzeltilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili ve katılma yoluyla borçlu vekili temyiz isteminde bulunduğu, Dairemizin 12.10.2020 tarih 2020/572 E. 2020/8435 K. sayılı ilamı ile ...... alacaklıdan iadesi istenen paraya, muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren (muhtıra ile süre verilmiş ise bu süreden sonra) faiz yürütülebileceği, alacaklıya 6.11.2017 tarihli muhtıra gönderilerek toplamda 1.604.200,95 TL'nin muhtıranın tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dosyasına ödenmesinin istendiği, muhtıranın alacaklıya 7.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve alacaklının talep edilen faiz dışında kendisine ödenen 1.129.128,94 TL'yi verilen süre içinde 14.11.2017 tarihinde icra dosyasına yatırdığı, bu durumda iade borcu yönünden alacaklının temerrüde düştüğünden bahsedilemeyeceği ve kendisinden faiz talep edilemeyeceği, ne var ki, İlk Derece Mahkemesince muhtıra tebliği ile iade borcunun gerçekleştiği tarih arasında faiz istenebileceği kabul edilerek hüküm tesis edilmiş olup, istinaf yoluna başvuran borçlu (iade alacaklısı) İSKİ Genel Müdürlüğü aleyhine karar verilemeyeceği ve diğer taraftan, alacaklı tarafından istinafa cevap dilekçesi ile hiç faiz talep edilemeyeceği ileri sürülerek kararın bu yönüyle kaldırılması talep edilmiş ise de; karşı tarafın istinaf dilekçesi istinaf yoluna başvurana 23.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği halde, katılma yoluyla istinaf dilekçesi belirli süre geçirildikten sonra, 03.08.2018 tarihinde verilip kaydettirildiği, alacaklının istinaf başvurusunun süre aşımından reddi yerine esasının incelenmesi de doğru olmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizin bozma ilamına karşı istinaf yoluna başvuran borçlu aleyhine karar verilemeyeceğine ilişkin kısmına uyularak, borçlunun (iade alacaklısı) istinaf başvurusunun esastan reddine alacaklı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun süresinde olduğu gerekçesi ile direnme kararı verilerek davacının (alacaklının) katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1/b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle 06.11.2017 tarihli muhtırada fazla istenen 475.080,56 TL faizin iptaline karar verildiği, direnme kararına karşı borçlu tarafından temyiz isteminde bulunulduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.11.2023 gün ve 2021/12-560 Esas-2023/1123 sayılı kararıyla, alacaklı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi on günlük yasal süresinden sonra verilmiş olup istinaf başvurusunun süre aşımından reddi gerektiğine dair Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile direnme kararının bozulduğu, bozma kararına uyularak oluşturulan yeni hüküm Özel Dairesince incelenmediğinden yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenme mercinin Özel Daire olduğu gerekçesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de, "Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. (Aleyhe bozma yasağı). (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt; 5, 2001, s; 4732 -4737). Somut olayda; takibin dayanağı olan İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.09.2012 tarih, 2011/659 E. ve 2012/592 K. sayılı kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 30.01.2014 tarih, 2013/37722 E. ve 2014/2382 K. Sayılı ilamı ile bozulması üzerine aynı mahkemenin 27.11.2014 tarih, 2014/408 E. ve 2014/432 K. sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verildiği ve bu kararın 29.09.2015 tarihinde kesinleştiği, borçlunun talebi üzerine alacaklıya 6.11.2017 tarihli muhtıra gönderilerek toplamda 1.604.200,95 TL'nin muhtıranın tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dosyasına ödenmesinin istendiği, muhtıranın alacaklıya 7.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve alacaklının talep edilen faiz dışında kendisine ödenen 1.129.128,94 TL'yi verilen süre içinde 14.11.2017 tarihinde icra dosyasına yatırdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda iade borcu yönünden alacaklının temerrüde düştüğünden bahsedilemez ve kendisinden faiz talep edilemez. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince muhtıra tebliği ile iade borcunun gerçekleştiği tarih arasında faiz istenebileceği kabul edilerek işlemiş faizin 1.670,49 TL olarak hesap edildiği gerekçesiyle şikâyetin kısmen kabulü ile şikâyet konusu 06.11.2017 tarihli muhtırada fazla istenen 473.410,07 TL faizin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği ve bu karara karşı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun süresinde olmamasına rağmen istinaf edenin sadece davalı borçlu olduğu gözetilmeksizin borçlu aleyhine olacak şekilde İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, 06.11.2017 tarihli muhtırada fazla istenen 475.080,56 TL faizin iptaline karar verildiği görülmekle, temyiz eden taraf sıfatı da dikkate alındığında "aleyhe bozma yasağı" ve dairemizin bozma kararı dikkate alınarak borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarih ve 2020/2348 E.-2021/277 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/759, K. 2024/1654, T. 22.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2024-759-e-2024-1654-k-ce75e3ca131e