Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/2371 E. 2024/7197 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2371
- Karar No
- 2024/7197
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 16.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davaları açılması için alacaklının elinde kat’i (İİK m. 143) veya geçici (İİK m. 105) aciz vesikasının bulunması gerekli olup bu belgeler davanın görülme koşulu bulunduğundan, mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözönüne alınması gerekmektedir. Aciz belgesinin dava açılmadan sonra, temyiz aşamasında hatta hükmün Yargıtayca onanması veya bozulmasından sonra sunulma imkanı bulunmaktadır. Geçici aciz belgesi İİK’nın 105/2. maddesinde düzenlenmektedir. Anılan fıkra hükmüne göre “İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir” demektedir. Aynı maddenin birinci fıkrasında ise “haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143 üncü maddedeki aciz vesikası hükmündedir” düzenlemesi bulunmaktadır. İİK’nın 105/2 fıkrasına göre haciz tutanağında haciz sırasında bulunan malların takdir edilen kıymete göre takibe konu alacağı karşılamaya yetmediği anlaşılıyor ise haciz tutanağına mutlaka başkaca haczedilebilir malının bulunmadığının da yazılması gerekir. Aksi halde tutanak geçici aciz belgesi niteliği taşımaz. İİK’nın 105. maddesine göre düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliği taşıyıp taşımadığının tasarrufun iptali davasına bakan hakim takip dosyasında bulunan delillere göre değerlendirecektir. Örneğin evde yapılan hacizde haczedilen taşınır malların takdir edilen kıymetlerine göre borcu karşılamaya yetmediği anlaşılmış ve haciz tutanağında “…evde başkaca haczi kabil menkul mal bulunmadığı” ibaresine yer verilmiş ise bu haciz tutanağı yazıda belirtilen geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilir. Ancak icra takip dosyasında borçlunun haczedilmiş taşınmazları veya araçları olduğu anlaşılıyor ise anılan haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilemez. Bu mallar satılıp alacağı karşılamadığı anlaşılır ise o zaman haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilir. İcra müdürlerinin geçici aciz vesikası düzenleme yetkisi olmayıp düzenlense bile geçersizdir. Böyle bir durumda tasarrufun iptali davasına bakan mahkeme alacaklı davalıya aynı Yasa’nın 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı veya 143. madde uyarınca kesin aciz belgesi vermesi için süre vermesi sonucuna göre karar vermesi gerekir. (17. HD. 3.6.2010, 3874/5105). Tasarrufun iptali davasına bakan mahkeme borca yetecek haczi kabil mal bulunmadığına ilişkin haciz tutanaklarının geçici aciz vesikası niteliğinde kabul edebilmesi için, başkaca taşınmazlara konulan haciz varsa bu taşınmaz satışlarında alacağın karşılanıp karşılanmayacağı yönünde bir araştırma yapması gereklidir. (17 HD. 11.05.2015, 2015/3032 E - 7261 K.) Somut olayda şikayetçi borçlu vekili icra mahkemesine yaptığı başvuruda haciz tutanağında “mahalde haczi kabil mal bulunamadığından herhangi bir işlem yapılamadı, borçlunun haczi kabil malım yoktur, aciz durumdayım” beyanının yazıldığı bu haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünü taşımadığını, borçlunun adına kayıtlı olup hacizli taşınmazları ve araçlarının olduğunu mahcuzların kıymet takdirinin yapılmadan geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağı düzenlenmesinin usule aykırı olduğunu 1.6.2022 tarihli haciz tutanağının iptalini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesi haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde yerine geçtiği, alacaklıya tasarrufun iptali davası açma yetkisi verdiği gerekçesi ile talebin reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise borçlunun başkaca taşınır taşınmaz mallarının olduğu, kıymet takdirlerinin yapılmadığı, borcu karşılayıp karşılamadığının anlaşılmadığı, icra memurunun mahallinde haczi kabil mal olup olmadığını denetlemediği gerekçeleri ile haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde sayılamayacağına karar vermiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde olup olmadığının tespitine tasarrufun iptali davası açılması halinde o davaya bakan mahkeme yetkilidir. Şikayetin incelenebilmesinin ön şartı şikayet edenin şikayete konu işlemin iptalinde güncel bir hukuki yararının olmasıdır. Kaldı ki icra memurunun şikayete konu bir işlemi de bulunmamaktadır. Söz konusu haciz tutanaklarının geçici aciz vesikası yerine geçmesi kanun hükmü olup, Kanunun aradığı şartlarda bir geçici aciz vesikası yerine geçecek haciz tutanağı olup olmadığının tespit ve takdiri de tasarruf iptali davasına bakan mahkemeye aittir. İcra müdürlüğünce verilmiş bulunan geçici aciz belgesi başlığı altında verilmiş bir belge yoktur. İİK 105. madde hükmüne göre "Haczi kabil mal bulunamaz ise haciz tutanağı 143. maddedeki aciz vesikası hükmündedir. İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277 inci maddede yazılı haller verir." İcra müdürlüğünce haciz mahalline gidildiğinde haczi kabil mal bulunamadığının tespiti yasal bir zorunluluk olup bu tutanağın iptali de söz konusu olamaz. Bu durumda borçlunun tasarrufun iptali davasında incelenecek bir konuyu şikayet yolu ile icra mahkemesi önüne getirme hakkı bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen gerekçelerle şikayette hukuki yarar yokluğundan şikayetin reddi gerekirken işin esasının incelenerek şikayetin reddi isabetsiz ise de şikayet reddedildiğinden sonucu doğru kararın onanması gerekirken kararın bir açıklama yapılmaksızın onanması görüşüne katılamıyorum. 16.09.2024