Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/9175 E. 2024/4742 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9175
- Karar No
- 2024/4742
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 427,60 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 14.05.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...’in Karşı Oy Yazısı İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davaları açılması için alacaklının elinde kat’i (İİK m. 143) veya geçici (İİK m. 105) aciz vesikasının bulunması gerekli olup bu belgeler davanın görülme koşulu bulunduğundan, mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözönüne alınması gerekmektedir. Aciz belgesinin dava açılmadan sonra, temyiz aşamasında hatta hükmün Yargıtayca onanması veya bozulmasından sonra sunulma imkanı bulunmaktadır. Geçici aciz belgesi İİK’nın 105/2 maddesinde düzenlenmektedir. Anılan fıkra hükmüne göre “İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir” demektedir. Aynı maddenin birinci fıkrasında ise “haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143 üncü maddedeki aciz vesikası hükmündedir” düzenlemesi bulunmaktadır. İİK’nın 105/2 fıkrasına göre haciz tutanağında haciz sırasında bulunan malların takdir edilen kıymete göre takibe konu alacağı karşılamaya yetmediği anlaşılıyor ise haciz tutanağına mutlaka başkaca haczedilebilir malının bulunmadığının da yazılması gerekir. Aksi halde tutanak geçici aciz belgesi niteliği taşımaz. İİK’nın 105 maddesine göre düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliği taşıyıp taşımadığının tasarrufun iptali davasına bakan hakim takip dosyasında bulunan delillere göre değerlendirecektir. Örneğin evde yapılan hacizde haczedilen taşınır malların takdir edilen kıymetlerine göre borcu karşılamaya yetmediği anlaşılmış ve haciz tutanağında “…evde başkaca haczi kabil menkul mal bulunmadığı” ibaresine yer verilmiş ise bu haciz tutanağı yazıda belirtilen geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilir. Ancak icra takip dosyasında borçlunun haczedilmiş taşınmazları veya araçları olduğu anlaşılıyor ise anılan haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilemez. Bu mallar satılıp alacağı karşılamadığı anlaşılır ise o zaman haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilir. İcra müdürlerinin geçici aciz vesikası düzenleme yetkisi olmayıp düzenlense bile geçersizdir. Böyle bir durumda tasarrufun iptali davasına bakan mahkeme alacaklı davalıya aynı Yasa’nın 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı veya 143. madde uyarınca kesin aciz belgesi vermesi için süre vermesi sonucuna göre karar vermesi gerekir. (17. HD. 3.6.2010, 3874/5105). Tasarrufun iptali davasına bakan mahkeme borca yetecek haczi kabil mal bulunmadığına ilişkin haciz tutanaklarının geçici aciz vesikası niteliğinde kabul edebilmesi için, başkaca taşınmazlara konulan haciz varsa bu taşınmaz satışlarında alacağın karşılanıp karşılanmayacağı yönünde bir araştırma yapması gereklidir. (17 HD. 11.05.2015 2015/3032 E - 7261 K.) Somut olayda şikayetçi borçlu icra mahkemesine yaptığı başvuruda haciz tutanağında “mahalde haczi kabil mal bulunamadığından herhangi bir işlem yapılamadı, borçlunun haczi kabil malım yoktur, aciz durumdayım” beyanının yazıldığı bu haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünü taşımadığını, borçlunun kıymet takdiri yapılmamış, satış talebinde bulunulmamış mallarının olduğunu, 14.12.2020 şerhli haciz tutanağının geçici aciz belgesi olarak kabul edilmeyeceğinin tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olup olmadığının tespitinin tasarruf iptali davasının açılması halinde o davaya bakan mahkemeye ait olduğu gerekçesi ile talebin reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise borçlunun başkaca taşınır taşınmaz mallarının olduğu, kıymet takdirlerinin yapılmadığı, borcu karşılayıp karşılamadığının anlaşılmadığı, icra memurunun mahallinde haczi kabil mal olup olmadığını denetlemediği gerekçeleri ile haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde sayılamayacağına karar vermiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde olup olmadığının tespitine tasarrufun iptali davası açılması halinde o davaya bakan mahkeme yetkilidir. Şikayetin incelenebilmesinin ön şartı şikayet edenin şikayete konu işlemin iptalinde güncel bir hukuki yararının olmasıdır. Kaldı ki icra memurunun şikayete konu bir işlemi de bulunmamaktadır. Söz konusu haciz tutanaklarının geçici aciz vesikası yerine geçmesi kanun hükmü olup, Kanunun aradığı şartlarda bir geçici aciz vesikası yerine geçecek haciz tutanağı olup olmadığının tespit ve takdiri de tasarruf iptali davasına bakan mahkemeye aittir. Alacaklının İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/16 E. dosyası ile tasarruf iptali davası açtığı ve bu davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlunun tasarrufun iptali davasında incelenecek bir konuyu şikayet yolu ile icra mahkemesi önüne getirme hakkı bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen gerekçelerle şikayette hukuki yarar yokluğundan şikayetin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması görüşüne katılamıyorum. 14.05.2024 ÜYE Dr. ...