Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2023/8446 E. 2023/8508 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8446
- Karar No
- 2023/8508
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Şirketi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlu şirket icra mahkemesine başvurusunda, 48 ACP ... Plakalı Mercedes Benz Marka, E 180 Exclusive model, 2018 model otomobilin ihalesinin feshini istediği; İlk Derece Mahkemesince; şikayetçi her ne kadar icra müdürlüğü tarafından tanzim edilen satış ilanı ve şartnamesinin taşınırla ilgili bilgileri içermediğini ve ihaleye hazırlık işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ise de şikayetçinin ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürdüğü nedenlerini şikayet olarak süresinde talep etmediğinden artık söz konusu iddiayı ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremeyeceği, icra müdürlüğünün kararına rağmen satış ilanının ilgililere tebliğ edilmediğine yönelik fesih iddialarının isabetli olmadığı, ihalenin feshini isteyen şikayetçinin kendisi dışındaki diğer ilgililere satış ilanının tebliğ edilmediğini ve/veya usulsüz tebliğ edildiğini ileri süremeyeceği, kıymet takdiri raporunun 21.08.2022 tarihinde; satış ilanının ise 23.01.2023 tarihinde şikayetçi borçlu vekiline e-tebligat yolu ile usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, şikayetçi vekilinin takip dosyasına sunduğu vekaletnamenin bulunduğu ve şikayetçinin takip dosyasında vekil ile temsil edildiğinin sabit olduğu, taşınır açık arttırma tutanağının bir suretinin adliye ilan panosuna asıldığına dair icra müdürlüğü tarafından tutanağın tanzim edildiğinin görüldüğü, şikayetçi borçlunun süresi içerisinde kıymet takdirine itiraz etmiş olduğu hususu ile aynı nedenin ihalenin feshi isteminde ileri sürülmesi halinde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında incelenmesinin mümkün olduğu, ihaleye konu taşınır başında mahkemece kıymet takdiri yapılması amacıyla keşif icra edildiği ve 10.07.2023 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, söz konusu bilirkişi raporu incelendiğinde ihaleye konu taşınır bedelinin icra müdürlüğünün keşif tarihi itibariyle değerinin 1.805.000,00 TL olarak belirlendiği belirtilerek şikayetçi her ne kadar ihaleye konu taşınırın gerçek değerinin altında satıldığından bahisle 20.03.2023 tarihinde yapılan ihalenin feshini talep etmiş ise de; 10.07.2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; ihaleye konu taşınır bedelinin icra müdürlüğünün keşif tarihi olan 05.08.2022 tarihi itibariyle değerinin 1.805.000,00 olarak belirlendiği, buna karşılık 48 ACP ... plaka sayılı aracın 1.825.000,00 TL'ye karşı taraf alacaklıya ihale edildiği, bu minvalde somut olay bakımından taşınırın muhammen değerinin üzerinde satıldığı hususu ile şikayetçinin iptali istenen ihale neticesinde kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığı hususları birlikte gözetildiğinde ihalenin feshi şikayetinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı şikayetçi borçlu şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, gerek icra dosyasındaki gerekse kıymet takdirine itiraz dosyasındaki bilirkişi raporlarındaki değer tespitine ilişkin bulgu ve tespitlere yönelik açıkça bir itirazın söz konusu olmadığı, dolayısıyla ihalenin feshini inceleyen mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı halde bilirkişi incelemesi yapıldığı ve 10.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda 05.08.2022 tarihi itibariyle aracın değerinin 1.805.000,00 TL olduğunun belirtildiğinin anlaşıldığı, satış bedelinin muhammen bedelin üzerinde olduğu, şikayetçinin İİK'nın 134/11. maddesi kapsamında kendi menfaatinin muhtel olduğunu ispatlayamadığı, İİK'nın 134/5. maddesinde işin esasına girilmesi halinde para cezasına hükmolunacağı öngörülmüş olup, ilk derece mahkemesince de, kıymet takdirine itiraz nedeniyle işin esasına girilerek bilirkişi incelemesi yaptırıldığından, şikayetin reddi ile ihale bedeli üzerinden para cezasına hükmolunması gerekmekte ise de, şikayet talepnamesinde sadece aracın gerçek değerinin altında satıldığının belirtildiği, bunun dışında açıkça raporlara atıf yapılarak değerin niçin düşük olduğuna dair sebeplerin belirtilmediği, bu nedenle ilk derece mahkemesince yapılması gerekmeyen keşfin yapıldığı anlaşılmakla, hukuki yarar yokluğu nedeniyle şikayetin reddi ile para cezasına hükmedilmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine şikayetçi borçlu şirket vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulduğu görülmektedir. 6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin h bendinde, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak yer almış olup, yine aynı yasanın “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115. maddesinde; mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği, mahkemece, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceği düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2022 tarih ve 2021/345 E. - 2022/1820 K. sayılı kararında da işaret edildiği gibi; ihalenin feshi istemleri, şikayet niteliğinde olup şikâyet hakkının kullanılabilmesi için şikâyet ehliyetinin yanında diğer bir koşul şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin şikâyette hukuki yararının bulunmasıdır. İİK’nın 134. maddesinin 11. fıkrasında ihalenin feshi isteminde bulunanın fesihte hukuki yararı bulunması gerektiği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu madde uyarınca ihalenin feshini isteyebilecek kişilerin, somut bir olayda ihalenin feshini isteyebilmesi için ihalenin feshedilmesinde hukuki yararının (menfaatinin) bulunması şarttır. Bir başka ifadeyle ihalenin feshini isteyen kişinin, somut bir ihalenin feshi sebebine dayanması ve bu yolsuzluk nedeniyle menfaatinin ihlâl edilmiş olması gerekir. Kanun hukuki yarar şartını, “İhalenin feshini şikâyet yolu ile talep eden ilgili, vâki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur” şeklinde düzenlemiş olup, bu hükmün kanuna koyulma nedeni, ihalelerin lüzumsuz şikâyet ve itirazlarla sürüncemede bırakılarak takiplerin sonucunun belirsiz kalması ve meçhul işlemlerden çekinerek cebri satışlara iştirak etmeme duygusunun yerleşmemesi, sonuç olarak talebi artırıcı kimliği ile borçluyu korumaya ve taşınmazın gerçek değeri ile satılmasını sağlamaya yöneliktir. İhalenin feshini isteyen kişinin talebinin İcra mahkemesince dinlenebilmesi için şikayetçinin, gerçekleştiğini iddia ettiği fesih sebebinin kendi menfaatlerini ihlal ettiğini ispat etmesi zorunludur. Zarar unsurunun gerçekleşmemesi halinde şikayetçinin ihalenin feshini istemesinde hukuki yararı bulunmayıp, İcra mahkemesince yapılacak ilk inceleme sonucunda, ihalenin feshini isteyen kişinin ihalenin feshedilmesinde hukuki yararı bulunmadığı kanısına varılırsa ihalenin feshi talebi esasa girilmeden usulden reddedilmelidir. Bu sayede cebri artırmalara katılım artacak ve buna bağlı olarak da malın gerçek değerinde ihale edilmesi sağlanacaktır. (ARSLAN Ramazan; (1984), İcra – İflas Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara). Bahse konu zararın varlığının tespiti yönünden ise, Dairemizce; satılan malın muhammen bedel veya üstünde bir bedelle satılmış olması hâlinde, ihalenin feshini istemekte kural olarak hukuki yararın bulunmadığına; kıymete yönelik itirazların varlığı, fesat iddiasıya da kamu düzeninden sayılan takip hukukuna dair ilkeler gibi bazı istisnai hallerde ise, malın muhammen değerin üzerinde satılması durumunda dahi şikayetçinin fesih isteminde hukuki yararının bulunduğuna dair görüş istikrarlı şekilde uygulana gelmiştir. Covid 19 salgını sonrası dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekonomik durgunluk, üretim süreçlerindeki yavaşlama sonunda fiyatlarda meydana gelen ani, orantısız yükselişle birlikte paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak, Dairemizce görüş değişikliğine gidilmek suretiyle, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle satılmış olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği görüşü benimsenmiştir. Asıl olan malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup, malın salt muhammen değerin üzerinde satılmış olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamaz. Bu cümleden olmak üzere, kanun koyucu aksini murat etmiş olsaydı, muhammen değerin üzerindeki satışlarda ihalelerin feshedilemeyeceğini düzenlemiş olurdu. Hal böyle olunca, her ne kadar İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, önceki içtihatlarımıza uygun olacak şekilde değerlendirme yapılarak sonuca gidilmiş ise de; değişen içtihatlarımıza göre ihale bedelinin muhammen bedel üzerinde olması tek başına zarar unsurunun bulunmadığı anlamına gelmediğinden borçlunun mahcuzun Mercedes marka aracın E 180 Exclusive model olduğunun satış ilanına yazılmamasının aracın gerçek değerinin altında satılmasına neden olup olmadığının ve diğer fesih nedenlerinin esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Borçlu şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 16.10.2023 tarih ve 2023/2497 E.- 2023/2573 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, ... 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.07.2023 tarih ve 2023/193 E.-2023/466 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.