Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/3797 E. 2025/2427 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3797
- Karar No
- 2025/2427
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2002 E. - 2019/1280 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 184/1, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin ve sanığın istinaf başvurularının kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, 5271 sayılı Kanunun 283/1 maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek infazın 6.000 TL adli para cezası üzerinden yerine getirilmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; taşınmaza ilişkin olarak yapı kayıt belgesi alındığına, suç vasfının değiştirilerek 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık tarafından, 3. derece doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazın bodrum ve zemin katlarındaki alanların izin alınmaksızın kapatılarak oda oluşturulduğunun yapı tatil zaptı ile tespit edilmesi üzerine imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından sanık hakkında dava açıldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu müdahalelerin kendisi tarafından 2012 yılında yapıldığını beyan ettiği, ilk derece mahkemesince icra edilen keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunda, tüm imalatların malzeme tarzı ve dokusu ile hava fotoğraflarına dayanılarak 2014 yılında yapılmış olabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, bilirkişi raporları, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, suç tarihinde ... Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Koruma Uygulama ve Denetim Bürosunun faaliyette olduğu, bu itibarla sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi delaletiyle daha ağır yaptırımı gerektiren imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında anılan suçtan mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, katılan vekilinin ve sanığın istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının 08.03.2019 tarihli ve suça konu yerde Koruma Uygulama ve Denetim Bürosunun yetkisinin bulunmadığına dair cevabi yazısı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinde açıklanan suçu oluşturduğu değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılıp sanık hakkında anılan suçtan mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "2012 yılı" olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir. 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11.05.2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.