Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/469 E. 2025/2416 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/469
- Karar No
- 2025/2416
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1032E., 2022/1627K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2021 tarihli ve 2019/1110E., 2021/76K. sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 51/1-3 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince CMK'nun 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, Yerel Mahkeme hükmününün "Tüm dosya kapsamına göre, maddi unsuru oluşmayan eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle ve sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak deliller elde edilemediğinden, CMK'nun 223/2-a-c maddesi gereğince sanığın yüklenen suçtan BERAATİNE, Beraatine karar verilen sanık kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine, Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına," şeklinde düzeltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine, resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamından 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı tespit olunan Nevşehir ili Merkez ilçesi, Uçhisar Beldesi ... mahallesinde bulunan ... Otel isimli işletmenin kafeterya bölümünün izinsiz olarak üzerinin cam tavan ile kapatıldığı, etrafının cam ve metal profillerle çevrelendiğinin tespiti nedeniyle yürütülen soruşturma neticesinde sanık hakkında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 65/1, Türk Ceza Kanunu 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece 02.10.2020 tarihinde icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan 20.10.2020 havale tarihli mimar, arkeolog ve sanat tarihçi bilirkişi raporuna göre, davaya konu izinsiz uygulamaların keşif tarihi itibarıyla kaldırılmış ve eski hale getirilmiş olduğu ve geriye dönüşüm nedeniyle doğal dokuda veya çevrede herhangi bir zarara sebebiyet verilmediğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Sanığın Yerel Mahkemede vermiş olduğu savunmasında; davaya konu edilen aykırılıkları 2015-2016 yıllarında yaptırmış olduğunu, kendisine yasak olduğu söylendiğinde bu aykırılıkları kaldırdığını beyan ettiği, anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;" Sanığın Nevşehir İli Merkez Uçhisar Beldesi ... mahallesinde bulunan ... Otel isimli işletmenin kafeterya bölümünün izinsiz olarak üzerinin kapaldığı, söz konusu alanın Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını konuma kulunun 12/11/1999 tarih ve 1123 sayılı kararı ile kentsel sit alanı ve koruma amaçlı alan içinde kaldığı ancak 2863 sayılı yasada belirtilen izin işlemlerini yapmadan dosya arasında bulunan arkeolog ve inşaat bilirkişilerin raporlarından anlaşılacağı üzere fiziki ve inşai müdahalede bulunduğu sanık sorgu ve savunmasında söz konusu faaliyetleri yaptırdığını ikrar ettiği, 2863 sayılı yasanın 11/10/2013 tarih 28792 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı kanun ile yapılan değişik ile 65 maddesinde söz konusu sit alanları ve koruması gerekil kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanun ile tebliğ ve ilan edilmiş olmasına rağmen ... koruma bölge kurullarından izin almaksızın inşai ve fiziki müdahale yapan veya yaptıranların cezalandırılacağı söz konusu değişiklikten önce yaptırımın nevi ve miktarının aynı olduğu sadece suçun oluşumunda tebliğ ve ilan zorunluluğunun getirildiği ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26/03/2014 tarih 2014/8822 Esas 2014/7558 Karar sayılı ve daha birçok içtihatlarında da vurgulandığı üzere sanığa ait nüfus kaydı incelendiğinde sanığın Göreme Merkez adresinde ikamet ettiği, suça konu taşınmazın bulunduğu yer nüfusuna kayıtlı olduğu, bahse konu yerin sit alanı olduğunun bilmemesinin olağan hayat akışına aykırı düşeceği, Tüm dosya kapsamı, mevcut deliller, sanık savunması, bilirkişi raporları, sabıka kayıtları gibi toplanan bütün delillerin birlikte değerlendirilmesinden ve tekmil dosya münderecatından; sanığın birinci derece doğal arkeolojik sit alanı içerisine koruma altına alınmış taşınmaza yetkili makamlardan izin almaksızın fiziki ve inşai müdahalede bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği" gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,"Sanığın ve müdafiinin, yapılan uygulamanın portatif olduğu, yapı olarak değerlendirilebilecek vasıfta olmadığı, şikayet sonrası izinsiz uygulamanın sanık tarafından kaldırıldığı yönünde savunmada bulundukları, Olay yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ile uygulamaların kaldırıldığının, doğal yapıda oluşan bir zararın bulunmadığının belirlendiği cihetle, Tüm dosya kapsamına göre, maddi unsuru oluşmayan eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle ve sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak deliller elde edilemediğinden," gerekçeleriyle sanık hakkındaki hükmün beraat şeklinde düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR 01.06.2019 tarih ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanunun "Çeşitli hükümler" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "2863 sayılı Kanun kapsamında Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerine, Koruma Uygulama ve Denetim Büroları ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine verilen görev ve yetkiler Kapadokya Alanında, idare tarafından yürütülür.” hükmü ile yine aynı Kanunun "Geçiş dönemi bütçesi ve diğer işlemler" başlıklı geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, "İkinci fikra uyarınca İdareye devredilen sözleşmelerden dolayı ilgili idarelerce taraf olunan davalar, Kapadokya Alanı ile ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararları ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararlarına karşı açılan davalar ile başlatılmış olan takiplerde İdare kendiliğinden taraf sıfatını kazanır. Bu sözleşmelere ilişkin olarak bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce ilgili idarelerce yapılmış iş ve işlemler sebebiyle açılacak dava ve takipler İdareye yöneltilir.” hükmü gereğince suçtan zarar gören Kapadokya Alan Başkanlığının 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan davaya katılmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, katılan kurum adına Hazine vekilinin hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunduğu değerlendirilerek yapılan inceleme neticesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda Mahkemece eylemin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması ve sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak deliller elde edilemediği gerekçe gösterilerek beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Nevşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.