Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9816 E. 2025/449 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9816
Karar No
2025/449
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2494 E., 2022/2507 K. DAVA : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutukluluk ve uzun yargılama nedeniyle 250.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davacı hakkında verilen zaman aşımından düşme kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 08/01/2013 tarihli ve 2012/7909 Esas-2013/128 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği, 5271 sayılı CMK'nın 144/1-c bendi gereğince, davacı hakkında düşme kararı verilmiş olması nedeniyle tazminat isteminde bulunamayacağından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, davanın gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu, ancak ilgili Kanun uyarınca zaman aşımından düşme kararı verilmiş olması nedeniyle tazminat isteminde bulunulamayacağı, bu itibarla davanın reddine karar verilmiş olmasının sonucu itibariyle doğru olduğu belirtilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında zamanaşımından düşme kararı verilmiş olmasının tazminata engel teşkil etmeyeceğine, 466 sayılı Kanun kapsamında zamanaşımından düşme kararı verilmesi durumunda tazminata engel teşkil eden bir düzenleme bulunmadığına, davacının adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas – 2009/390 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının 09.03.1981-16.04.1981 tarihleri arasında 38 gün ve 04.01.1983-15.08.1985 tarihleri arasında 954 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, hakkında 765 sayılı TCK'nın 146/3, 350, 495, 536/2, 188/3-4, 141/5 ve 173/3 maddesinde yer alan suçlar ile 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu'nun 16/1. maddesinde yer alan suç kapsamında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda tüm suçlar bakımından zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verildiği, 5271 sayılı CMK'nın 144/1-c bendi gereğince düşme kararı verilmiş olması nedeniyle davacının tazminat isteminde bulunamayacağı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1-Gerekçeli karar başlığında "13.12.2019" olan dava tarihinin ise "13.09.2019" olarak yazılması ve Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlıklarında "466 sayılı Kanun gereğince tazminat" olan dava türünün "Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" olarak gösterilmesi,

2-Her ne kadar davacı hakkındaki zaman aşımından düşme kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 08/01/2013 tarihli ve 2012/7909 Esas-2013/128 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği belirtilmiş ise de; söz konusu ilamda davacının yer almadığı ve ilamda yer alan sanığın UYAP'tan temin edilen nüfus kayıt örneğine göre davacının eşi olduğu, nitekim İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.09.2021 tarihli yazı cevabında da dosyanın davacı yönünden kesinleşmediğinin bildirildiği,

Bu itibarla davacının 09.03.1981-16.04.1981 ve 04.01.1983-15.08.1985 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilerek, dava tarihi itibariyle davacı hakkında kesinleşme şerhinin düzenlenmemiş olduğu gözetildiğinde, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin talebin, 5271 sayılı Kanun gereğince bir yılllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürüldüğünün ve yargılamanın yaklaşık 30 yıl sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının kabulü ile davacı lehine makul bir miktar sadece manevi tazminata hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/9816, K. 2025/449, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-9816-e-2025-449-k-e40a986678ae