Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/9422 E. 2026/5836 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9422
Karar No
2026/5836
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/725 E., 2022/723 K.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/2-1, 63/1 ve 53/6. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6. ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, sanık aleyhine maddi delillerin bulunmadığına, suç vasfının yanlış tayin edildiğine, usûl ve kanuna aykırı olarak delil niteliği bulunmayan hususların karara esas alındığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

III.OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü Işıl Aydın'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile 28.10.2017 tarihinde saat 22.30 sıralarında, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, bölünmüş il yolunda seyir halindeyken ışıklı çevre yolu bağlantı kavşağına geldiğinde kırmızı ışıkta durakladıktan sonra kendisine yeşil ışık yandığında U dönüşü yaptığı sırada seyrine göre yolun sağından karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ...'ye aracının sol ön yan kısımları ile sağ şerit üzerinde çarptığı, sanığın çarpma sonrası durmayarak yayayı aracının altında birkaç metre sürüklediği ve olay yerinden uzaklaştığı, yayanın 29.10.2017 tarihinde saat 03.30 sıralarında genel beden travmasın bağlı çoklu etraf pelvis kırıklarıyla birlikte göğüs içi travmatik(pnömotoraks-hemotoraks) değişimler sonucu öldüğü, kaza mahallinde yayalara hitaplı trafik ışığının olduğu fakat aktif olmadığının tespit edildiği, sanığın olay gecesi 00.23 de yapılan ölçümde 0,59 promil alkollü olduğunun tespit edildiği olayda, 30.10.2017 tarihli rapor doğrultusunda sanığın kaza anında alkollü olduğu ve bu sebeple kavşak içerisindeki yayayı fark etmeyerek sürücülere ait kusurlardan kavşak giriş ve çıkışlarında kurallara uygun olarak karşıya geçen veya geçmek üzere olan yayalara geçiş hakkını vermeyerek asli kusurlu olduğunun, yayanın ise yaya yollarında, geçirlerde veya zorunlu hallerde, taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmak kuralını ihlal etmek suretiyle tali kusurlu olduğunun, ayrıca kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 0,85 promil olan sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edilmesi ile güvenli bir şekilde araç idare ve sevk edilebilmesi için 0,50 promil alkolün sınır kabul edildiği, bu promil üzerinde alkol alan kişilerin mutlak surette araç kullanmamaları gerektiği, çoğu alkollü sürücünün az miktarda alkol alıp kendini bildiği iddia ettiği, ancak somut olayda sanığın yeterli aydınlatmanın olduğu kavşakta karşıdan karşıya geçen bir insanı dahi fark edemediği, çarptığı anda hemen durması gerektiği halde yoluna devam edip öleni aracın altında sürüklediği, sonrasında da kaçtığı, ancak annesinin telkininden sonra teslim olduğu değerlendirildiğinde, sanığın alkolün etkisi ile birine ya da bir şeye çarpabileceğini öngördüğü; ancak bu durumu istemediği, 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesinde düzenlendiği şekilde bilinçli taksir ile hareket ettiği ve olayın oluş şekli ile alkol oranı gözetilerek bilinçli taksir artırımının üst sınırdan yapılması gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 1.00 promilden fazla alkol miktarının güvenli sürüş yeteneğini ortadan ortadan kaldıracağı ve bu halde bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği göz önüne alındığında, kaza anında yaklaşık 0,85 promil alkollü olduğu değerlendirilen sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, eylemin bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/9422, K. 2026/5836, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-9422-e-2026-5836-k-444455c543dd