Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8295 E. 2024/7001 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8295
- Karar No
- 2024/7001
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/432 E., 2022/507 K. DAVA : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 4.517.500,00 TL maddi ve 5.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davanın 466 sayılı Kanun'da belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 1996/97 Esas-1997/149 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak, adam öldürmek ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından 06.10.1980-31.07.1991 tarihleri arasında 3.950 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına hükmedildiği, hükmün 05.11.2004 tarihinde kesinleştiği, davanın 04.10.2019 tarihinde açıldığı, 466 sayılı Kanun'da belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı, hak düşürücü sürenin dava şartı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince süre yönünden reddedilen davada Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Karar başlığında dava konusunun ''466 sayılı Kanun gereğince tazminat'' olarak yazılması gerekirken ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' olarak, dava tarihinin ''04.10.2019'' yerine hatalı olarak ''28.09.2020'' olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat davasının 466 sayılı Kanun'da belirtilen süre içinde açılmadığı anlaşıldığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 14.02.2022 tarihli ve 2022/432 Esas, 2022/507 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi.