Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/7683 E. 2024/6762 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/7683
Karar No
2024/6762
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/189 E., 2022/406 K. DAVA : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutukluluk ve uzun yargılama nedeniyle 200.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas sayılı dosyasında verilen zaman aşımından düşme kararının 10.10.2011 tarihinde kesinleştiği, kararın davacıya 25.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, tazminat davasının ise 13.12.2019 tarihinde açıldığı, CMK'nın 141. ve devamı maddeleri uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasının kararın tebliğinden itibaren 3 ay ve her halükarda kararın kesinleşme tarihinden itibaren öngörülen 1 yıllık süre içerisinde açılmadığından bahisle süre yönünden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, davacının göz altına alındığı ve tutuklandığı tarihlerin 01.06.2005 tarihinden önce olduğu, bu itibarla davanın 466 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, kesinleşme şerhinin davacıya veya vekiline tebliğ edilmediği veya davacının kararın kesinleştiğini öğrendiği tarihin belirlenemediği durumlarda, Borçlar Kanununun 60. Maddesi gereğince her halükarda 10 yıl içinde dava açma hakkının sona ereceği, dosya kapsamından davacıya hakkında verilen zaman aşımı ile düşme kararının kesinleşme şerhinin tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı gibi kararı öğrendiğine dair de bir tespit yapılamadığına göre, dava açma süresinin düşme kararının kesinleştiği 10.10.2011 tarihinden itibaren 10 yıl olduğu, buna göre 13.12.2019 tarihinde açılan davanın yasal süresi içinde açılmış olduğundan İlk Derece Mahkemesince davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, ancak zamanaşımı nedeni ile düşme kararı verilmesi nedenine dayanan tazminat istemlerinin 466 sayılı Kanunun 1. maddesinde tahdidi şekilde sayılan tazminat istenebilecek haller arasında sayılmaması dikkate alındığında, gerekçesi yanlış olmakla birlikte sonuç olarak davanın reddine karar verilmesinin yasaya uygun olduğundan bahisle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; kararın davacıya tebliğ edilmediğine, zamanaşımı hususunun Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda katı yorumlanmaması gerektiğine, davacının makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas-2009/390 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının 20.09.1980-26.09.1981 tarihleri arasında 371 gün, 05.06.1982-24.03.1983 tarihleri arasında 293 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşme kararı verildiği, kararın 10.10.2011 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı CMK'nın 142/1 maddesinde öngörülen yasal süreler içinde davanın açılmadığından bahisle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlıklarında "466 sayılı Kanun gereğince tazminat" olan dava türünün "Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, davacının 20.09.1980-26.09.1981 ve 05.06.1982-24.03.1983 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilerek, kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/7683, K. 2024/6762, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-7683-e-2024-6762-k-9cc3e5b7af86