Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/242 E. 2023/5124 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/242
- Karar No
- 2023/5124
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1051 E., 2020/2008 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 20.07.2020 tarihinde tebliği üzerine 24.07.2020 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 06.08.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında 19.03.2010 - 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında, 06.12.2012 - 13.01.2015 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 300.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 11.10.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılıp açılmadığı, davacıya yapılan bir ödeme bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Yargı makamının güvenlik tedbiri uygulaması hususunda hizmet kusurunun varlığı ve derecesi araştırılmalıdır." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2019/417 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/1051 Esas, 2020/2008 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.01.2022 tarihli ve 2020/76435 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, avukatlık ücretinin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, ilişkindir. B. Davalı vekilinin temyiz istemi; uygulanan koruma tedbiri açısından davalının kusurunun bulunmadığına, davacının kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacı hakkında ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan 19.03.2010 - 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, yargılama aşamasında tutuklanmak üzere çıkarılan yakalama emri üzerine Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2012 gün ve 2012/954 Değişik iş sayılı kararıyla tutuklandığı, 13.01.2015 tarihinde tahliye edildiği, 06.12.2012 - 13.01.2015 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 14.01.2015 gün ve 2015/475 sayılı yazısıyla tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü, kararın 27.04.2019 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, davacı vekili tarafından sunulan 05.09.2019 tarihli dilekçe ile davacının haksız olarak tutuklu kaldığı süre nedeniyle 300.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı hazineye yükletilmesini talep ettiği, davalı hazine vekilinin davanın reddini talep ettiği itibarla; Maddi tazminata ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporunda davacının gözaltı ve tutuklulukta kaldığı toplam süre nedeniyle 20.960,88 TL gelir kaybının olduğu bildirilmekle, davacının talebinin kısmen kabulü ile 20.960,88 TL maddi tazminatın 19.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süre, üzüntü derecesi ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınarak, gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürede uğramış olduğu manevi zarar nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye de neden olmayacak şekilde 31.500,00 TL manevi tazminatın 19.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Maddi tazminat miktarı belirlenirken davacının geliri, gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlere ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edememesi nedeniyle gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlere ilişkin olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, Davacının önce 19.03.2010 ila 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, daha sonra 06.12.2012 ila 13.01.2015 tarihinde tutuklu kaldığı, Davacı hakkında iki ayrı dönemde koruma tedbiri uygulandığı dikkate alınarak iki ayrı dönem için maddi tazminat miktarı belirlenip belirlenen her bir tazminat miktarına, ilişkin olduğu koruma tedbiri tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek Mahkemece gün hesabı üzerinden 20.960,88-TL eksik miktarda maddi tazminata hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihinin de gözaltı tarihi olarak esas alınması ile, Objektif bir kriter olmamakla birlikte hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, yakalanma, gözaltına alınma ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, zenginleşme sonucu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak belirlenmesi gerekirken davacının iki ayrı dönemde gözaltında ve tutuklu kaldığı, iki ayrı dönemde koruma tedbiri uygulandığı dikkate alınarak iki ayrı dönem için manevi tazminat miktarı belirlenip belirlenen her bir tazminat miktarına, ilişkin olduğu koruma tedbiri tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek mahkemece eksik miktarda maddi tazminata hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihinin de gözaltı tarihi olarak esas alınması, hukuka aykırı bulunduğundan; Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2019 tarih, 2019/417 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararının, (1) numaralı fıkrasında bulunan "Davacı vekili tarafından davalı Hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddiyle (bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 20.960,88 TL maddi tazminatın, gözaltında kalınan süre ve uğranılan manevi zarar veya üzüntü derecesi dikkate alınarak takdiren 31.500,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 52.460,88 TL'nin gözaltı tarihi olan 19.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, " ibaresi yerine; (1) numaralı fıkra olarak "Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 19.03.2010 ila 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında kalınan dönem için 57,63 TL maddi tazminatın, gözaltı tarihi olan 19.03.2010 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 06.12.2012 ila 13.01.2015 tarihleri arasında tutuklu kalınan dönem için 20.909,76 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 06.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, (2) numaralı fıkra olarak "Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 19.03.2010 ila 22.03.2010 tarihleri arasında gözaltında kalınan dönem için 200,00 TL manevi tazminatın, gözaltı tarihi olan 19.03.2010 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 06.12.2012 ila 13.01.2015 tarihleri arasında tutuklu kalınan dönem için 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 06.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine," ibaresi gelmek ve sonraki fıkralar bu sıralamaya göre teselsül etmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/521 E., 2019/114 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından 19.03.2010 - 22.03.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında, 06.12.2012 - 13.01.2015 tarihleri arasında 768 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 27.04.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir. Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından; kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 06.12.2012 - 13.01.2015 tarihleri arasında davacının tutuklu kaldığı dönem için belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur. B. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/521 E., 2019/114 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma, görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından 19.03.2010 - 22.03.2010 tarihleri arasında 3 gün gözaltında, 06.12.2012 - 13.01.2015 tarihleri arasında 768 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 27.04.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 06.12.2012 - 13.01.2015 tarihleri arasında davacının tutuklu kaldığı dönem için belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir. 4.Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A-3) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/1051 Esas, 2020/2008 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.