Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/10062 E. 2023/4859 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/10062
- Karar No
- 2023/4859
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/42 E., 2021/160 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Davacı vekili 16.10.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının uyuşturucu madde ticareti ve suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlaması ile hakkında Ankara 11. ACM'ne kamu davası açıldığı, anılan mahkemenin 2010/123 esas 2012/47 karar sayılı dosyasında 28.06.2007 tarihinde tutuklandığını 26/11/2008 tarihinde tahliye edildiğini, davacının tutuklandığı tutuklu olduğu süre boyunca hücrede kaldığını sosyalleşmeden uzaklaştığını, manen yıpranması ve elem duyması ve tutuklanması nedeniyle ailevi ve maddi açıdan sıkıntıya girdiğini, 30.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren faizi ile birlikte hazineden alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 22.12.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin haksız ve yersiz olduğunu bildirerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/420 Esas, 2016/12 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/420 Esas, 2016/12 Karar sayılı kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.12.2020 tarihli ve 2020/10057 Esas, 2020/7042 Karar sayılı kararıyla; "Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara (kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 Esas – 2012/47 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Uyuşturucu Madde Ticareti suçlarından 28.06.2007 –26.11.2008 tarihleri arasında 517 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma suçuna ilişkin beraat hükmünün 21.03.2012 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu davanın ise 16.10.2015 tarihinde açıldığı, Uyuşturucu Madde Ticareti suçuna ilişkin kesinleşme kararının dosya içerisinde ve UYAP sisteminde bulunmadığı, Uyuşturucu Madde Ticaret Suçuna yönelik beraat kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, kesinleşme tarihinin şüpheye yer bırakmayacak ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde belirlenip, ilgili kesinleşme şerhine dair belgenin aslı veya onaylı bir sureti de dosya arasına alındıktan sonra, tazminat davasının tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen yasal sürede açılıp açılmadığı saptanarak sonucuna göre davacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de: 1- Davacı ile ilgili gözaltına alma, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi ile tutuklu ve gözaltında kalınan sürenin davacının başka bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Davacı vekilinin, dava dilekçesinde hükmedilecek tazminat miktarları için faiz talebinde bulunmamasına karşın, davalı vekilinin bulunmadığı duruşmada hükmedilecek tazminat miktarları için "tutuklama tarihinden itibaren faize hükmedilmesine karar verilmesi" şeklinde sözlü ıslah talebinde bulunduklarının anlaşılması karşısında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 177/2 maddesi gereğince, bu taleplerin davalı tarafa bildirilmemesi, 3-Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süreye ilişkin olarak 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak 7.880,25 TL’nin maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapılarak belirlenen miktarın hükme esas alınması suretiyle maddi tazminatın fazla tayini," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. 6. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/160 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2022 tarihli, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, davacının haksız yere tutuklu kaldığına, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü; Davacı ...'un uyuşturucu madde ticareti yapmak ve suç işleme amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan 28.6.2007 tarihinde tutuklandığı, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 esas sayılı dava dosyasında atılı suçtan yargılandığı ve mahkemenin 28/02/2012 tarih 2010/123 esas 2012/47 karar sayılı kararıyla beraetine karar verildiği, kararın 21/03/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış, dosya, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen belgeler çerçevesinde bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi Korkmaz Polat mahkememize sunduğu 25/01/2016 tarihli raporunda; davacı tarafça ibraz edilen belgeler doğrultusunda ve beyanlara göre yapılan değerlendirmede, tutuklu kaldığı 517 gün için maddi kazanç kaybının 8.015,97 TL olduğunu, manevi tazminat yönünden ise taktirin mahkemeye ait olduğunu belirtmiş, dosya içeriğine uygun olan bu rapora mahkememizce itibar edilmiştir. Bu durum karşısında davacı lehine 8.015,97 TL maddi tazminat ile ayrıca tutuklu kaldığı süre, davacının yaşı, yaşamış olduğu manevi üzüntü ve psikolojik sıkıntıları dikkate alınarak, sosyal ve ekonomik durumu, hak ve nesafet ölçüleri gözetilerek, tutuklama tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte 17.000 TL manevi tazminatın hazineden alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesi uygun görülmüş ise de; uyulmasına karar verilen usul ve yasaya uygun Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/10057 esas 2020/7042 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; tazminat talebinin dayanağı olan Ankara (kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 Esas – 2012/47 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Uyuşturucu Madde Ticareti suçlarından 28.06.2007 –26.11.2008 tarihleri arasında 517 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma suçuna ilişkin beraat hükmünün 21.03.2012 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu davanın ise 16.10.2015 tarihinde açıldığı, Uyuşturucu Madde Ticareti suçuna ilişkin kesinleşme kararının dosya içerisinde ve UYAP sisteminde bulunmadığı, Uyuşturucu Madde Ticaret Suçuna yönelik beraat kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, kesinleşme tarihinin şüpheye yer bırakmayacak ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde belirlenip, ilgili kesinleşme şerhine dair belgenin aslı veya onaylı bir sureti de dosya arasına alındıktan sonra, tazminat davasının tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen yasal sürede açılıp açılmadığı saptanarak sonucuna göre davacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesi ile mahkememiz kararı bozulmuş, bozma ilamı doğrultusunda, 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 Esas – 2012/47 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Uyuşturucu Madde Ticareti suçlarından 28.06.2007 –26.11.2008 tarihleri arasında 517 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma suçuna ilişkin beraat hükmünün 21.03.2012 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu davanın ise 16.10.2015 tarihinde açıldığı, Uyuşturucu Madde Ticareti suçuna ilişkin kesinleşme kararının celp edildiği tetkikinde davacı hakkında anılan mahkemece uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan hakkında verilen beraat kararının 21/03/2012 tarihinde kesinleştiği, iş bu tazminat davasının ise 16/10/2015 tarihinde açıldığı görülmekle, CMK'nın 142/1 maddesi gereğince tazminata ilişkin davanın karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğlisinden itibaren 3 ay ve her halükarda karar ve hükümlerin kesinleştiği tarihi izleyen 1 yıl içinde açılabileceği hüküm altına alınmış olduğundan, dosya içeriğine göre, 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 Esas – 2012/47 karar sayılı kesinleşmiş beraat kararın 21/03/2012 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 16/10/2015 tarihinde açılmış bulunduğu, 3 aylık ve 1 yıllık hak düşürücü süreler geçtikten sonra davanın açılmış olduğu, bu duruma göre, açılan davanın bu süre içerisinde açılmamış olduğu, bu nedenle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara (kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 Esas – 2012/47 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve uyuşturucu madde ticareti suçlarından 28.06.2007 –26.11.2008 tarihleri arasında 517 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda her iki suçtan da beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.03.2012 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tâbi olduğu anlaşılmıştır. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı 142 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." Tazminata esas Ankara (kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/123 Esas – 2012/47 Karar sayılı ceza dosyası incelendiğinde beraat hükümlerinin 21.03.2012 tarihinde kesinleştiği, davacının tazminat davasını hak düşürücü bir yıllık süreden sonra 16.10.2015 tarihinde açtığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/160 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.