Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9922 E. 2025/1762 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9922
- Karar No
- 2025/1762
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4975 E., 2020/1102 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutuklama, arama, el koyma, makul sürede hakim karşısına çıkarılmama ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ve kişi hürriyeti ve güvenlik hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, davalı lehine yüksek vekalet ücretine hükmedildiğine, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/773 Esas, 2018/141 Karar sayılı ceza dosyasında davacının FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 08.09.2016 tarihinde gözaltına alındığı ve aynı gün tutuklandığı, yapılan yargılama sonunda 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, ancak Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesince 07.12.2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilerek yargılamaya başlanıldığı, yapılan yargılama kapsamında davacının sorgusunun 02.03.2018 tarihli celsede yapıldığı ve bu celsede karar verildiği, bu hali ile sanığın yargılamasının tek celsede tamamlandığı, yapılan yargılama mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu kararın da Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.03.2019 tarihli e 2018/6824 esas, 2019/1906 karar sayılı ilamı ile onanadığı görülmekle, davacının yargılanmış olduğu suçun niteliği nazara alındığında davacının bir günlük gözaltı süreci sonrasında kanuni süre içerisinde hakim huzuruna çıkarılmış olması, akabinde soruşturmanın onüç buçuk ay gibi bir süre içerisinde tamamlanarak kamu davasının açılmış olması, mahkemece iddianamenin kabul kararından yaklaşık olarak 86 gün sonra ilk duruşmanın yapılarak sanığın sorgu ve delillerinin toplanmış olması ve bu celsede davacı hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olması hususları kül halinde nazara alındığında yargılamanın fiilen 86 günlük sürede tamamlandığı bu suretle davacı vekilinin davacının makul süre içerisinde hakim huzuruna çıkarılmadığı, makul süre içerisinde yargılamasının yapılmadığı bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığı şeklindeki tespitlerinin mesnetsiz olduğu, tüm ayrıntıları ile izah edilen gerek soruşturma gerekse kovuşturma sürecinin makul yargılama hususunda İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ve T.C. Anayasa'sının belirlemiş olduğu ölçütler ile Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in ölçü ve kriterlerine uygun olduğu, öte yandan davacı hakkında yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verilmeyerek cezalandırıldığı, hakkında hükmolunan cezanın ise kesinleştiği anlaşıldığından hakkında tatbik edilen gözaltı ve tutuklama, tedbirlerinin hukuka uygun olduğu ve haksız uygulama niteliğini haiz olmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Akhisar Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.