Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9540 E. 2025/982 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9540
- Karar No
- 2025/982
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/628 E., 2020/330 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 55.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 17.914,99 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının manevi tazminatın fazla olduğundan 35.000,00 TL olması gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesap edilmemesi gerektiğini, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğunu, Davalı vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, hükmedilen tazminatın fazla olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/100 Esas – 2018/82 Karar sayılı dava dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, 17.10.2016 – 14.12.2017 tarihleri arasında toplam 423 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, kararın 22.02.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ yapılmadığını, davanın 5271 sayılı Kanunun 142/1. Maddesinde belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, gözaltı ve tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 72.070,00 TL olduğu ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 17.10.2016 – 14.12.2017 tarihleri arasında toplam 423 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacının 55.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 17.914,99 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda manevi tazminatın 35.000,00 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verilmesi nedeniyle kabul edilen toplam 52.914,99 TL tazminata ilişkin hükmün davalı açısından kesin olduğu görülmekle; davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK’nın 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362. maddesinin 1/a bendinde yer alan temyiz sınırı ve kabul edilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle, davalı vekilinin temyiz istemin CMK'nın 298. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE;
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamedeki tazminat miktarının eksiltilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
UYAP'tan yapılan kontrolde kamuda aktif çalışan olarak görünen davacının geriye dönük maaş alacaklarının idare tarafından kendisine ödenmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının görevine iade edilip edilmediği araştırılarak iade edilmesi halinde maddi kaybı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.02.2025 tarihinde karar verildi.