Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/8621 E. 2024/4235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/8621
Karar No
2024/4235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1173 E., 2019/1532 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 50.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın 16.11.2016 tarihinden faizine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile maddi tazminatın reddine ve 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; usul ve Yasaya aykırı karar verildiğini, müvekkilinin gerek haksız tutukluluk nedeniyle uğradığı maddi zararı, gerekse maaşı dışında alamadığı ek gelirleri düşündüğünde müvekkil lehine maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi zararın eksik olduğunu, hükmedilen tazminata tutuklama tarihinden faizi ile verilmesi gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/4 Esas – 2017/21 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 06.03.2017 - 10.03.2017 ve 17.05.2017 - 10.07.2017 tarihleri arasında 58 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine hükmedildiği, istinaf incelemesi ile beraatine hükmedildiği, kararın 17.09.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacının polis memuru olup 16.11.2016 tarihinde açığa alındığı, 22.11.2016 tarihinde ihraç olduğu, 12.01.2018 de göreve iade olduğu, adli işlemlerin davacının ihraç olduğu tarihten sonra mesleğe iade edildiği tarihten önce olduğu, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceğinin düzenlendiği yine Yargıtay içtihatlarında da tutuklanan kişi memur gibi ücretli biri ise net ücret kaybının maddi zarar sayılacağı, eğer kişi göreve iade edilip, tüm ücret ve haklarını alacaksa kişiye maddi tazminatın ödenmeyeceğinin belirtildiği anlaşılmış, ilgili KHK maddesi uyarınca mesleğe iade edilenlere mali ve sosyal hakların ödeneceği aksi halde davacının mali ve sosyal haklarını bağlı olduğu kamu idaresinden talep edebileceği veya yetkili ve görevli idare mahkemesine başvurması halinde hüküm altına alınabileceği, bu aşamada mahkememizce maddi tazminat hesaplaması yapılamayacağı zira yerleşik yargı kararlarının da bu yönde olduğu, hakkında koruma tedbiri uygulanan kişi memur gibi ücretli biri ise net ücret kaybı maddi zarar sayılacak ve gerçek zarar hesabında dikkate alınacaktır. Davacının ilerde doğacağını yada gerçekleşeceğini öngördüğü taleplerinin, gerçekleşmesi ihtimalli olan, başka sebeplere de bağlı olan durumlara ilişkin taleplerinin gerçek zararı oluşturmadığı, söz konusu taleplerin maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceği kabul ve kanaatiyle davacının maddi tazminat talebi yerinde görülmediği, davacının cezaevinde kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, zenginleşme sonucunu doğurmayacak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır şekilde manevi tazminata karar verildiği belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin maddi tazminatın kabulü gerektiğine ve sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, 2.Hükmedilen manevi tazminata tutuklama tarihinden faizi ile hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden faizine hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/8621, K. 2024/4235, T. 16.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-8621-e-2024-4235-k-df4c27d911e1