Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/8357 E. 2024/6358 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8357
- Karar No
- 2024/6358
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/199 E., 2020/322 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Kısmen kabul TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Yerel Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece; davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 150.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 15.000.-TL vekalet ücretinden beraat kararı ile hükmedilen 3.000.-TL düşüldükten sonra bakiye kalan 12.000.-TL'nin 16.11.2015 tarihinden, 5.000.-TL vekalet ücretinin 06.10.2015 tarihinden, 9.000.-TL vekalet ücretinin 22.06.2015 tarihinden, 1.000.-TL vekalet ücretinin 16.10.2010 tarihinden bilirkişi tarafından hesaplanan 400.-TL maddi tazminatın 05.11.2011 tarihinden, 59.935,28.-TL maddi, 535.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalından alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 09.03.2020 tarihli bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece davacı tarafın madde tazminat talebinden feragat etmesi nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine, 180.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik belirlendiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, reddedilen miktar üzerinden karşı vekalet ücreti takdir edilmesi, davanın reddi ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine, davaya konu olayda kurusu bulunan kamu görevlilerinin tespit edilerek davanın bu kişilere ihbar edilmesi gerektiğinin mahkemece göz ardı edildiğine, faiz başlangıcının hatalı olduğuna, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğine, davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen manevi tazminat miktarının emsal uygulamaların altında olduğuna, davacı ile aynı rütbe ve tutukluluk süresi bulunan kişilere daha yüksek ödenen manevi tazminat miktarlarının sayın Dairece onandığına ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU Yerel Mahkemece Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/181 Esas – 2015/145 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 11.02.2011 – 09.10.2013 tarihleri arasında 971 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı,, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir. Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır. Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından Tebliğnamedeki hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasını isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin ve davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.